More
    Ana SayfaSeyahat fikirleriTarihİrlanda’nın kalbindeki Türkiye sevgisinin simgesi: Drogheda United

    İrlanda’nın kalbindeki Türkiye sevgisinin simgesi: Drogheda United

    İrlanda’nın doğu kıyısında, Dublin’in biraz kuzeyinde, Boyne Nehri’nin öfkeli sularıyla kucaklaşan, taş binaları ve dar sokaklarıyla geçmişin izlerini günümüze taşıyan bir şehir var: Drogheda.

    Günümüzde huzurlu ve sakin bir Kelt şehri izlenimi sunan şehrin dar sokaklarında İrlanda tarihinin en büyük trajedilerinden birinin izleri gizli. 1845 yılında başlayan ve "Great Famine" (Büyük Kıtlık) olarak tarihe geçen o karanlık dönemde, İrlanda halkı sadece açlıkla değil; dünyanın geri kalanı tarafından görmezden gelinmenin çaresizliği ile de sınanıyordu. Yüz binlerce yaşamın solduğu kış gecelerinde, binlerce kilometre öteden, Anadolu’nun kalbinden yükselen beklenmedik bir yardım eli, Boyne’un hırçın sularını aşarak bu kadim şehre hayat taşımıştı. İşte o günlerde kurulan sarsılmaz gönül bağı, asırlar sonra yeşil sahalarda filizlenerek futbol tarihinin en eşsiz hikâyelerinden birini doğurdu. Şehrin gururu olan Drogheda United’ın maçına gittiğinizde, tribünlerin coşkusunu ve futbolcuların göğsündeki ay ve yıldızı gördüğünüz ilk saniyede bunun sadece bir amblem değil; dayanışma ve yardımlaşmanın yüzyıllar geçse bile ne kadar güçlü bağlar oluşturabileceğini anlıyorsunuz.

    Turkish Airlines Blog
    Turkish Airlines Blog

    Yazar ekibimiz tarafından yönetilen bu hesapla, seyahat tutkunları ve keşif meraklılarının keyif alacağı blog içerikleri üretiyoruz.

    Özenle hazırladığımız içeriklerimiz aracılığıyla ilham vermeyi, bilgilendirmeyi, heyecanlandırmayı, eğlendirmeyi ve küçük ipuçları ile yolculuğunuzu kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda yola çıkmanın yenileyici ve özgürleştiriciliğini sizlere tekrar hatırlatmak istiyoruz.

    Çünkü Tolstoy'un dediği gibi: “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar; Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir...”


    Karanlık bir dönem: Büyük kıtlık ve Osmanlı Devleti’nden uzanan el

    Büyük Kıtlık zamanı patates tarlaları
    Büyük Kıtlık zamanı patates tarlaları

    Hikâyenin köklerini daha iyi kavramak için filmimizi 1845 yılına, İrlanda tarihinin en trajik ve karanlık dönemine, yani “Büyük Kıtlık” (Great Famine) yıllarına geri sarmamız gerekiyor. O dönemde İrlanda halkının temel gıda kaynağı olan patates tarlalarına musallat olan bir mantar hastalığı (phytophthora infestans), ülkeyi tam bir felakete sürüklemişti. Tarlalar çürümüş, ambarlar boşalmış ve sokaklar aç kalan insanlarla dolmuştu. Binlerce insan o dönemde ya açlıktan hayatını kaybediyor ya da hayatta kalabilmek için okyanusu aşan gemilerle belirsizliğe göç ediyordu. Bu trajedi yaşanırken o dönem Birleşik Krallık tebaası olan İrlanda adeta kendi kaderine terk edilmişti. Ancak dünyanın öbür ucunda, İstanbul’da yankılanan bu acı ses, genç bir padişahı harekete geçirmeye yetmişti.

    Dönemin Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid, İrlanda halkının yaşadığı bu derin acıları sarayındaki raporlardan okuduğunda büyük bir üzüntü duydu. Henüz 20’li yaşlarında olan Sultan, İrlanda’ya 10 bin sterlinlik bir nakdi yardım yapma kararı aldı. Bu miktar, o günün şartlarında bir servet değerindeydi. Fakat bu cömert teklif, beklenmedik bir diplomatik krize yol açtı. İrlanda üzerinde hüküm süren İngiltere Kraliçesi Victoria, kendi tebaasına sadece 2 bin sterlin yardımda bulunmuştu. Bir yabancı hükümdarın kendi yardımından beş kat fazlasını vermesi, İngiliz sarayı için bir itibar kaybı olarak görüldü ve İngiliz diplomatlar, padişahın bu cömert yardımını “nezaket” gereği 1.000 sterline indirmesini talep etti.


    Yasakları delen gemiler ve zorlu rota

    İstanbul’dan kalkıp Drogheda’ya giden gemilerin yolu
    İstanbul’dan kalkıp Drogheda’ya giden gemilerin yolu

    Sultan Abdülmecid, protokol gereği nakdi yardımı 1.000 sterline indirmek zorunda kalsa da, “kalan miktarı gıda ve tohum olarak göndereceğiz” diyerek emir verdi. Padişahın emriyle beraber İstanbul ve Selanik limanlarından yüklenen gıda dolu üç büyük gemi, haftalarca süren zorlu bir yolculuğa çıktı. İngiliz donanmasının sıkı denetimi altındaki Dublin Limanı’na yanaşmalarına izin verilmeyen bu gemiler, kaptanlarının cesareti ve stratejik hamleleriyle birlikte kuzeye doğru gizlice süzüldü. Gemiler, büyük bir gizlilikle Boyne Nehri’nin ağzına, yani Drogheda Limanı’na ulaştı. Tahıllar, mısırlar ve tohumlar Drogheda halkına ulaştırıldığında, şehirde bayram havası esti. Halk, kendilerine binlerce kilometre öteden gelen bu “meçhul” dostların yardımıyla ilk defa gerçek bir umut ışığı gördü. O an, İrlanda halkının kolektif hafızasına “Türk” ismi, karanlıkta uzanan bir yardım eli olarak kazındı.

    Dünya daha büyük, keşfet!


    Havalimanı

    Havalimanı
    Gidiş
    Dönüş

    Giriş Tarihi Seçiniz

    Dönüş Tarihi Seçiniz


    Kabin Türü
    Yolcu Sayısı
    Yetişkin Yolcu
    12 + Yaş
    0

    Çocuk Yolcu
    2 - 12 Yaş
    0

    Bebek Yolcu
    0 - 2 Yaş
    0

    Sahadaki vefa: Drogheda United ve “Ay-Yıldızlı” amblem

    Drogheda United ve “Ay-Yıldızlı” Amblem
    Drogheda United ve “Ay-Yıldızlı” Amblem

    Aradan geçen bir asırdan fazla zaman, Drogheda halkının içindeki bu minnet duygusunu eskitmedi; aksine daha da perçinledi. 1919 yılında temelleri atılan ve 1975’te profesyonel yapısına kavuşan Drogheda United, bu tarihi mirası yeşil sahalara taşımaya karar verdi. Kulüp yönetimi ve taraftarlar, yardım gemilerinin şehre girişini onurlandırmak amacıyla Osmanlı Devleti’nin ve Türkiye’nin sembolü olan ay ve yıldızı kulübün resmi ambleminin kalbine yerleştirdiler.

    Bugün İrlanda Premier Ligi maçlarında United Park Stadyumu’na gittiğinizde, tribünlerde devasa Türk bayrakları dalgalanır, taraftarlar kendilerine gururla “The Turks” (Türkler) derler. Hatta kulübün lakabı olan “The Drogs”, tribün tezahüratlarında sıkça Türk vurgusuyla birleşir. Drogheda United taraftarları için ay ve yıldız sadece bir şekil değil, zor zamanda ulaşan yardımın ve asla unutulmayacak bir dostluğun mührü.

    Peki, 180 yıl önce yaşanmış bir olayın hala bu kadar taze ve canlı kalmasının sırrı nedir? Bunun cevabı biraz da İrlanda halkının genlerine işlemiş olan vefa kültüründe saklı. Kelt geleneği, acıyı paylaştığı kadar iyiliği de unutmayan bir yapıya sahip. İrlandalılar için bu hikâye, çocuklarına “dünyanın neresinde olursan ol, iyilik asla kaybolmaz” mesajını vermek için kullandıkları bir hayat dersi.

    Ayrıca, sporun ve özellikle futbolun birleştirici gücü de burada devreye giriyor. Drogheda United taraftarları, “Ay-Yıldızlı” formayı giydiklerinde sadece takımlarını desteklemiyorlar; aynı zamanda bir kimliği, bir mirası ve bir dostluğu temsil ediyorlar. Genç taraftarlar, atalarından devraldıkları bu mirası, sosyal medya aracılığıyla tüm dünyaya haykırıyorlar. Karşılıklı saygı ve sevgiyle beslenen bu ilişki, unutulmaz bir hatıranın temelleri üzerinde yükseliyor.


    İrlanda’da “Türk” olmak: Bir misafir değil, ev sahibi

    Drogheda United’ın amblemi ve tarihsel geçmişi, zamanla şehrin tüm sosyal dokusuna işledi. Bu durum, İrlanda genelindeki Türk algısını da daha olumlu hale getirdi. Bugün İrlanda’da yaşayan ya da orayı ziyaret eden bir Türk için Drogheda, adeta bir “ikinci vatan” gibi.

    Bu sevgiyi sadece insanlarda değil, şehrin mimarisinde de görürsünüz. Örneğin, şehrin en köklü yapılarından biri olan ve bugün müze/otel konseptinde hizmet veren “Old Abbey” civarındaki plaketler, Osmanlı denizcilerinin bu şehirde nasıl ağırlandığını anlatır. Şehrin meydanındaki bazı tabelalarda ve anıtlarda, 1847 yardımına dair minnet ifadeleri yer alır. Bu sevgi, stadyumun tribünlerinden taşarak şehrin taş duvarlarına, dükkanların vitrinlerine ve insanların günlük sohbetlerine uzanmıştır. Yani kısacası Drogheda’da Türk olmak, bir misafir olmaktan çok daha fazlasıdır.


    Bordo-mavi kardeşliği: Trabzonspor ile atan ortak kalp

    Trabzonspor & Drogheda Utd. kardeşliği
    Trabzonspor & Drogheda Utd. kardeşliği

    Drogheda United ile Türkiye arasındaki bu derin bağ, 21. yüzyılda daha da somut bir hal alarak futbolun en güzel dostluk hikâyelerinden birine dönüştü. Kulübün geleneksel renkleri olan bordo-mavi, Karadeniz’in önemli futbol takımlarından Trabzonspor ile birebir örtüşüyordu. Bu tesadüfi ama anlamlı benzerlik, 2010 yılında iki kulüp arasında imzalanan resmi “kardeş kulüp” anlaşması ile taçlandırıldı. İki şehrin de denizle olan ilişkisi ve insanlarının benzer özgün karakteri, bu kardeşliği kağıt üzerindeki bir imzadan çok daha öteye taşıdı.

    Drogheda sokaklarında bugün üzerinizde bir Trabzonspor formasıyla dolaşırken tanımadığınız insanların size gülümseyerek “Brother!” (Kardeş) dediğine şahit olabilirsiniz. Bir yerel kafe sahibi sizi dükkanına davet edip 1847’deki gemileri sanki dün görmüş gibi heyecanla anlatabilir. Bu bağ, futbolun sadece 90 dakikalık bir oyun değil, halklar arasında köprü kuran kültürel bir diplomasi gücü olduğunu kanıtlıyor.


    Tarihin yazdığı, futbolun yaşattığı kardeşlik

    İrlanda’daki Türk sevgisi, gerçek yaşanmışlıkların, dökülen terin ve paylaşılan ekmeğin üzerine kurulmuş sarsılmaz bir köprü. İki ülkenin halklarının birbirine verdiği destek hala devam ederken ülkemizde yaşanan deprem felaketinde de Drogheda United’ın öncülüğünde yardım eli uzanmıştı.

    Eğer sizin de bir gün yolunuz o yeşil adaya düşerse, Dublin’in modern karmaşasından bir anlığına uzaklaşın. Boyne Nehri boyunca yürüyerek Drogheda’ya varın. United Park’ın kapısından içeri girdiğinizde, tribündeki o Ay-Yıldız’ı selamlayın. O an fark edeceksiniz ki; bazen bir gemi dolusu tahıl, bazen son dakikada gelen bir gol, yüzyıllar sürecek bir dostluk hikâyesini canlı tutmaya yeter.

    *Blogumuzda yer alan bu yazının tarihi bazı güncellemelerden dolayı yeni görünüyor olabilir. Yazının içeriği yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır ve yazıda yer alan fiyat, ulaşım gibi bazı bilgilerin değişmiş olması mümkündür. Göz önünde bulundurmanızı rica ederiz.

    Bunlar da var!