More
    Ana SayfaTK hikâyeleriEfe Dedeoğlu ile gelir yönetimi ve kampçılık üzerine bir sohbet

    Efe Dedeoğlu ile gelir yönetimi ve kampçılık üzerine bir sohbet

    Kampçılık hiç olmadığı kadar popüler, Türk Hava Yolları’nın gelir yönetimi dinamikleri daima merak konusu. Bizleri bu iki konuda birden aydınlatabilecek bir ismi, Efe Dedeoğlu’nu bulmuşken bırakmadık; hem sıkı bir kamp tutkunu olan hem de Türk Hava Yolları Gelir Yönetimi biriminde operasyon sorumlusu olarak görev yapan Efe Dedeoğlu ile kahve sohbetimize buyurun...

    Turkish Airlines Blog
    Turkish Airlines Blog

    Yazar ekibimiz tarafından yönetilen bu hesapla, seyahat tutkunları ve keşif meraklılarının keyif alacağı blog içerikleri üretiyoruz.

    Özenle hazırladığımız içeriklerimiz aracılığıyla ilham vermeyi, bilgilendirmeyi, heyecanlandırmayı, eğlendirmeyi ve küçük ipuçları ile yolculuğunuzu kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda yola çıkmanın yenileyici ve özgürleştiriciliğini sizlere tekrar hatırlatmak istiyoruz.

    Çünkü Tolstoy'un dediği gibi: “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar; Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir...”


    Efe Bey, Gelir Yönetimi Başkanlığı ne iş yapar? Burada kaç kişi görev yapar? Genel bir fikir edinebilir miyiz?

    Türk Hava Yolları’na ait bir Airbus 330 uçağı, gökyüzünde

    Başkanlığımız 14 müdürlükten oluşuyor ve toplam 350 kişilik bir ekip görev yapıyor. Bu birim diğer havayollarındaki gidişatı gözlemler, Türk Hava Yolları içindeki ücretleri belirler ve pazarın dinamiklerine göre her türlü bilgiyi genel müdürlüğe iletir. En temel haliyle böyle özetleyebiliriz.


    Bilet fiyatları neden değişir? Biraz mantığını anlatır mısınız?

    2014 yılında, Atatürk Havalimanı’na iniş yapan bir Airbus 330 daha
    Efe Dedeoğlu uçak bileti fiyatlarının temelde rezervasyon tarihine ve talep yoğunluğuna göre şekillendiğini anlatıyor.

    Bilet fiyatları rezervasyonun tarihine, talebin yoğunluğuna göre değişir. Bu veriler pazar şartları doğrultusunda ilgili analistler tarafından değerlendirilir, ardından belirlenen stratejilere göre bilet fiyatları kesinleşir. Örneğin Bodrum’a giden bir yolcu biletini seyahatinden ortalama 10 gün önce satın alırken Uzak Doğu’ya gidecek bir yolcu planlarını 6-7 ay öncesinden yapar, rezervasyonunu da yine aynı zamanda gerçekleştirir. Bizim talep analizi alanında uzman arkadaşlarımız bu durumu öngörerek bilet fiyatlarını da buna göre belirler.


    Havayolu şirketlerinin bilet fiyatını belirleyen tahmin modellemesi hangi kriterlere bağlı?

    2019’da Moskova Vnukovo Havalimanı’nda kadraja takılan bir Türk Hava Yolları uçağı

    Her havayolu firmasının kendi gelir yönetimi yaklaşımları farklı olabilir. Genel olarak uçuşların dolulukları, sezonu ve geçmiş dönemlerdeki verilerin analizleri sonrasında tahmin modellemesi oluşturulur.


    Havacılıkta temelde taleple şekillenen bir fiyat eğrisi var. Bu hep böyle miymiş? Rekabet arttıkça mı anlık rakam değişikliklerine sık rastlar olduk?

    Ve 2010… Tokyo, Narita Havalimanı

    Geçmişte, gelir yönetimi stratejisinin olmadığı dönemlerde sabit bir fiyat vardı ve o sabit fiyatın üzerinden ücretlendirme yapılırdı. Şimdi ise rakip analizleri yapılıyor, doluluk ve envanter kontrolleri yapılıyor, gelir hedefine göre bir strateji izleniyor. Yapı oldukça dinamik, fiyatlandırmalar dakikalar, hatta saniyeler içinde değişebiliyor. Sürekli hareket halinde, oldukça heyecanlı bir süreç olduğunu söyleyebilirim.


    Şöyle bir şehir efsanesi var: Web sitesindeki fiyat siteye her tekrar girişte biraz daha yükselir, aynı bilete tarayıcıda gizli modda baktığınızda fiyat düşer. Böyle yaygın bir inanış var, doğru olabilir mi?

    Uçak içi eğlence sistemleri yıllar içinde hızla aşama kaydederek şimdiki modern ve kişisel forma kavuştu

    Teknik olarak veriler alındığında böyle bir şey mümkün; ancak böyle bir uygulama etik anlayışımıza uygun olmadığı için mevcut tahmin modelimizde yeri yok.


    Gelelim kamp meselesine. Bu tutkunuz nasıl başladı, anlatabilir misiniz biraz? Sizi kamp yapmak için ne motive ediyor?

    Efe Dedeoğlu, kamp ateşinin başında
    Efe Dedeoğlu’na göre modern hayatın hızlı akışına dur demek ve rahat bir nefes almak için en iyi terapi yöntemi, doğayla baş başa kalmak

    Doğayla iç içe olmak diyebilirim. Modern dünyada insanlar bir günlerini dört duvar dışında geçirmeyi pek de bilmiyorlar. Halbuki bizim atalarımız doğada yetişmiş, mağaralarda büyümüş, mevcut koşullarda biz bunu daha ziyade kendimize vakit ayırmak amaçlı yapıyoruz. Kampta doğaya meydan okuyorsunuz, özellikle soğuk kış günlerinde hayatta kalma savaşı veriyorsunuz. Evinizde, ocağınızda yaptığınız gibi konforlu şartlarda olmuyor. Bunun için bir planlama yapıyorsunuz ve sonunda bir başarı elde ediyorsunuz. Günlük hayatımızda teknolojiyle bu kadar içli dışlı olmanın bize rahatlık sağladığı düşünülse de bunlara fazla zaman ayırmaya başladık. İnsan sağlığına zararı da ortada olan mevcut durum, bizleri doğadan uzaklaştırdı. Bu nedenle hayatın hızlı akışına dur demek ve rahat bir nefes almak için en güzel terapi yöntemi doğayla baş başa kalmak. Bu tür bir iyileşmeye hepimizin ihtiyacı var. Ciğerlerimize dolan temiz hava, hayata karşı motivasyonu da artırıyor.


    Doğaya meydan okumak demişken… Son zamanlarda gerçekleşen orman yangınları hepimizi çok üzdü. Bu konuda kampçıların alması gereken önlemler neler?

    Kamp sırasında bilinçsiz yakılan ateşler ormanlara geri dönüşü olmayan zararlar verebiliyor.

    Profesyonel olsun olmasın, bir kampçının kamp atacağı yerdeki doğal olayları bilmesi gerekiyor. Örneğin kaldığı yerde bir heyelan riski var mı, ağaç yapısı nasıl gibi bilgileri gitmeden önce edinmeli bir kampçı. İyi bir kampçı doğaya zarar vermeden, hayatta kalmak için o ateşi yaktığının bilinciyle hareket etmeli. Ateş yakarken etrafının korunaklı olup olmadığına dikkat edilmelidir. Ateş, taş veya benzeri cisimlerle izole edilerek yayılma riski ortadan kaldırılmalıdır.  Aksi halde bilinçsiz yakılan ateşlerin gerçekten büyük bedelleri olabiliyor. Zira ağaçların yanmasının ötesinde, orman içerisindeki ekolojik sistemi de etkileyen bir durumdan söz ediyoruz. Bu nedenle çok dikkatli olunmalı.


    Masraflı bir hobi mi kampçılık? Başlangıç seviyesi için neler almak lazım?

    Kış kampında havalandırması iyi, yağmura dayanıklı bir çadır edinmek işinizi kolaylaştırabilir.

    Son dönemde kampçılığın popülaritesi artınca biraz pahalandı. Bir öncelik sırası yapmak gerekiyor. Hepsinden önce, nerede, nasıl bir kamp yapmak istediğinize karar vermeli ve ihtiyaçlarınızı buna göre belirlemelisiniz. Örneğin yazın kampa gidecekseniz kışlık bir uyku tulumu almak çok da anlamlı olmayacaktır. Önce kamp yerinin, kamp zamanının belirlenmesi gerekir. Kış kampında daha kaliteli ekipmanlara ihtiyacınız olabilir; havalandırması iyi, yağmura dayanıklı bir çadıra ihtiyaç duyarsınız. Zamanla çok kıymetli deneyimler elde ediyorsunuz. İyi bir çadır, iyi bir fermuar demektir, çadırın fermuarının bozulması tüm kampınızı zehir edebilir, unutmamalı.


    Kampçılıkta araba olmazsa olmaz mı?

    Kanada’da bulunan Audy Gölü kenarında, kampçıların gün batımı manzarası

    Araba olmazsa olmaz bir ihtiyaç değil; ama büyük bir lüks. Otostopla kamp yapmaya giden de var, motosikletine atlayıp giden de. Motosiklet son dönemlerde özellikle popüler hale geldi; zira yalnız kalmak isteyen ve belki içsel bir yolculuğun peşinde olanlara büyük kolaylık sağlıyor. Dağcılar da çoğu zaman herhangi bir araç kullanmadan gerçekleştiriyorlar yüksek irtifa kamplarını.


    Türkiye’de kamp yapmaktan en fazla keyif aldığınız yer neresiydi? Neden?

    Tayland’ın kuzeyinde bir kamp alanında sabah saatleri
    “İğneada, Longoz Ormanları hem başlangıç seviyesindekiler hem de deneyimliler için gayet güzel, yabani hayvanlardan görece arınmış, içinde herhangi bir tesis bulunmayan ve rahatlıkla kamp yapabileceğiniz bir yer.”

    Her köşesi inanılmaz güzelliklerle kaplı bir ülkede yaşıyoruz ve kamp yapılabilecek muhteşem yerler var. Henüz gitme fırsatı bulamadığım ama görmeyi çok istediğim Artvin Borçka var örneğin. Öte yandan benim gittiğim İğneada, Longoz Ormanları var. Hem başlangıç seviyesindekiler hem de deneyimliler için gayet güzel, yabani hayvanlardan biraz daha arınmış, içinde herhangi bir tesis bulunmayan ve rahatlıkla kamp yapabileceğiniz bir yer burası. Longoz ormanları özel ormanlardır, toprağının akan bir yapısı vardır. Yağmur yağdığında suyun yaprakların arasından süzüldüğünü hissedersiniz. Farklı bitki örtüsüyle, gördüğümüz farklı. Dünyada ise -henüz gitmek nasip olmadı ama- Norveç’te kuzey ışıklarını izlerken bir kamp yapmak hayallerimden biri. 


    Yaban hayatının olduğu yerlerde kamp yapmanın inceliklerini merak ediyorum. Diyelim ki Yedigöller’de bir kurt veya ayı var. Bu hayvanların kampa gelme ihtimali var mı? Güvenliği nasıl sağlıyorsunuz? Yoksa hiç dikkate bile almamak mı gerekiyor?

    Yedigöller Milli Parkı

    Ormanda yabani hayvanlar pişirdiğiniz ete, hazırladığınız yiyeceklerin yaydığı kokulara kesinlikle gelecektir. Bu durumda hayvanlara kesinlikle zarar verilmemesi gerekiyor, “beni korkuttu, ben de onu vurdum” demek doğanın dengesini bozmak anlamına geliyor. O nedenle yemeğin çok iyi izole edilmesi, koku yaymaması gerekiyor. Herhangi bir tesisteyken yaban hayvanıyla karşılaşma olasılığınız çok düşük; ancak tesisin dışında bir yere çadır attığımızda çatapat kullanıyoruz biz, ses duyunca hayvanlar kaçıyor. Böylece ne hayvanlar zarar görüyor ne biz. Özellikle çadırınızı henüz kurmadan önce bir çatapat atarsanız hayvanlar size yaklaşmayacaktır.


    İşin gastronomi tarafına geçelim: En iyi kamp yemeklerini duyalım sizden?

    Kampta yemek pişirmenin kendine göre deneyim gerektiren bazı incelikleri var
    Efe Dedeoğlu kampta salata, patates kızartması, kumpir gibi yiyecekleri tercih ettiğini söylüyor. Özellikle başlangıç seviyesinde karnınızı nasıl daha pratik yollarla doyurabileceğinizi düşünmek gerektiğinin altını çiziyor.

    Çoğu arkadaşımla bu konuda ters düşsem de ben çok fazla et ürünü kullanma taraftarı değilim. Bunun da nedeni, kokuyu duyan hayvanların oraya gelmesidir, onlara da yazık oluyor. Ben daha ziyade salata, patates kızartması, 7-8 saat bekletilmiş bir patatesle yapılan kumpir gibi yiyecekleri tercih ediyorum…  Özellikle başlangıç seviyesinde karnınızı nasıl daha pratik yollarla doyurabileceğinizi düşünmek işe yarayabilir, konservelere yönelebilirsiniz. Et de pişirdik; ama bunu daha korunaklı alanlarda yapmakta fayda var. Protein yönünden tatmin edici besinleri tüketmek gerekiyor; çünkü kampta sürekli hareket halindesiniz. Çok da su kaybına yol açmayacak protein ve mineral bakımından güçlü besinler, özellikle sert koşullarda büyük avantaj sağlar. 


    Son olarak: Kamp yapmaya yeni başlayacaklara neler önerirsiniz?

    Likya Yolu’nda nefis manzaranın tadını çıkaran bir kampçı

    İlk etapta kamp yapılacak yeri, havayı, koşulları iyice öğrenmek gerekiyor. Oraya nasıl gidilir, su var mı, bir yerden yemek bulabilir miyim, tesis var mı, hepsine bir bakmak lazım. Sonrasında -özellikle sıfırdan başlayanlar için- hava durumuna göre bir ekipman temin edilmeli, bu ekipmanın nasıl kullanıldığı öğrenilmeli. Bir bıçağı doğru kullanmayı bilmediğinizde hiçbir özelliğinden faydalanamazsınız. Ayrıca; kampta iş bölümünün doğru yapılması olası kazaların bir nebze önüne geçebilir. İster deneyimli ister bu işlere yeni başlamış bir kampçı olun, kampta mutlaka ilk yardım malzemesi bulundurmayı unutmayın.

    *Blogumuzda yer alan bu yazının tarihi bazı güncellemelerden dolayı yeni görünüyor olabilir. Yazının içeriği yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır ve yazıda yer alan fiyat, ulaşım gibi bazı bilgilerin değişmiş olması mümkündür. Göz önünde bulundurmanızı rica ederiz.

    Bunlar da var!