Dillere destan Türk kahvaltısı

Geleneksel Türk mutfağı yemeklerine geçmeden, her yörede ufak tefek değişikliklere uğrasa da özünde aynı olan iştah açıcı Türk kahvaltısı ile başlamak farz. 20. Yüzyılın başlarında ana öğün olarak rutinimizdeki yerini alan kahvaltı, Türkiye’de Osmanlı, Orta Asya, Doğu Avrupa ve Orta Doğu yemek kültürlerinden izler taşıyor. Zeytin ve peynir çeşitlerinin demirbaş olduğu, yumurtanın farklı pişirme yöntemleriyle masaya geldiği, çok lezzetli ve biraz da kalorili hamur işlerinin birbiriyle yarıştığı Türk kahvaltısı, saldığı namı sonuna kadar hak ediyor. Öte yandan kahvaltı denince pek çoğumuzun aklına meşhur Van kahvaltısı geliyor. Bir hafta sonu, şahane bir kaçamak yapmaya niyetlenirsiniz diye Van uçak bileti bağlantısı burada, Türk mutfağında kahvaltı kültürü hakkında detaylı bir inceleme Lezzetli bir ritüel; Türk kahvaltısı yazımızda, bekleriz!
Geleneksel Türk ve Osmanlı mutfağı

Osmanlı’dan Türk mutfağına sayısız lezzet miras kaldı. Koyun, keçi ve oğlak etlerinin sıklıkla kullanıldığı; tereyağı ile kuyruk yağının yemeklere lezzet kattığı; baharat ve meyvelerin yemeklerin vazgeçilmez bir parçası olduğu bu zengin mutfak kültürü, geleneksel Türk mutfağının da özü. Osmanlı’da sofra kültürünün de önem taşıdığı, aile fertlerinin muhakkak bir arada ve sofra adabına uyarak yemek yediği biliniyor. Kuzu etiyle hazırlanan kavun dolması, bugün de özellikle Ege’de bolca tüketilen enginar dolması, mantıya benzeyen piruhi, Osmanlı döneminde sofraların vazgeçilmez yemekleri. Piruhinin tulum peyniriyle hazırlandığını söylemeden geçemeyeceğiz. Daha fazlası, Osmanlı ve Türk mutfağına dair keyifli bir inceleme olan Osmanlı mutfağını keşfedin yazımızda.
Gaziantep, Hatay ve Adana’nın damak çatlatan lezzetleri

Gaziantep-Hatay-Adana lezzet rotasına hangi şehirden başlamalı? Adana veya Gaziantep deriz, zira bu iki şehre gün içinde çok sayıda uçak seferi var. Güne iddialı bir kahvaltıyla; katmer, ciğer ve beyran eşliğinde başlamak isterseniz, bu aşamada bir Gaziantep uçak bileti bağlantısı işinize yarayabilir. ☺ Bu iddialı seçeneklere temkinli yaklaşanlar güne akışkan Adana böreği ile başlayabilir, seçim sizin! Kahvaltıyı bir kenara bırakalım, bu üç kültür şehrinin birbirinden lezzetli diğer yemeklerine geçelim. Firik pilavı, yuvalama gibi yöresel yemekleri; beyranı; kebap ve lahmacunu; ve pek tabii Türk mutfağı tatlı çeşitleri arasında bir şahika olan baklavasıyla Gaziantep’e bir tam gün ayırabilirsiniz. Mezeleri, döneri, kebapları ve künefesiyle bir diğer lezzet merkezi Hatay, yine 24 saati hak ediyor. Böreği, kebabı, ciğeri ve şalgamıyla Adana, bir diğer tam günlük adres. Türk mutfağı yemekleri için önemi büyük bu üç ile dair aradığınız tüm detayları Gaziantep, Hatay ve Adana mutfakları lezzet rotaları yazımızda bulabilirsiniz.
Kuzeyden esen: Kendine has Karadeniz yemekleri

Geleneksel Türk mutfağı yemekleri içinde karalahana, mısır, pazı ve ısırganın en lezzetli hali Karadeniz’dedir. Coşkulu denizlerde beslenen kendi küçük, lezzeti parmak ısırtan nimet, hamsiye doyum olmaz. Üstüne bir demli Rize çayı, tüm yorgunluğu alır. Pek çok Karadeniz şehrinin ortak lezzetleri hamsi böreği, karalahana çorbası ile dolması, turşu ve farklı şehirlerde çeşitlenen pide. Trabzon’da ayrıca her öğün tüketilebilen kuymak ve Akçaabat köftesi; Artvin’de Gürcü mutfağı etkisi; pek tabii Samsun’un pidesi öne çıkıyor. Şehir şehir, detaylı bir Karadeniz mutfağı incelemesi için Karadeniz mutfağının en sevilen lezzetleri yazımız sizi bekler!
Vejetaryen dostu lezzetler ve zeytinyağının mabedi: Ege

Ege mutfağı, geleneksel Türk mutfağı yemeklerinin en hafif, sağlıklı ve bitki temelli örneklerini sunuyor. Bölgede yetişen şevketi bostan, radika, deniz börülcesi, arapsaçı gibi leziz otların zeytinyağıyla buluştuğu sofralar, özellikle vejetaryen ve vegan beslenenler için gerçek bir şölen. Peki Ege’de başka neler var? İzmir’den başlayalım; boyoz, kumru, tulum peyniri ve İzmir köfte aklımıza gelen ilk lezzetler. Muğla’da bir sıcak tarhana çorbası, üstüne bir de kabak çiçeği dolması denemek farz. Ege mutfağına dair detaylı bir inceleme, Ege mutfağına dair detaylı bir inceleme, Hem lezzetli hem de sağlıklı Ege mutfağı yazımızda.
Sokaktan Michelin’e: İstanbul’un iki yüzü

Gelelim mutluluk kapımız, şehr-i şehrimiz İstanbul’a. İstanbul, gastronomide zıtlıkların en lezzetli uyumunu sunuyor. Bir yanda kokusuyla insanı mest eden kokoreç, vapur iskelesinde simit-çay ikilisi, Eminönü’nde balık ekmek ritüeli; diğer yanda ise son yıllarda şehri parlayan bir gastronomi yıldızı hâline getiren Michelin Rehberi restoranları. Geleneksel Türk mutfağı yemeklerini modern tekniklerle yorumlayan şefler, İstanbul’u dünya gastronomi haritasında üst sıralara taşıyor. İster ayaküstü bir ıslak hamburger yiyin, ister Boğaz’a nazır bir fine-dining deneyimi yaşayın; İstanbul her damak tadına hitap ediyor. Şehrin sokak lezzetlerini bir araya getirdiğimiz Kokoreç’ten kestaneye İstanbul’un sokak lezzetleri yazımız sizi biraz acıktırabilir, söyleyelim. Eğer tercihiniz fine-dining ise, Türkiye’deki Michelin yıldızlı restoranlar rehberi yazımızı incelemeyi unutmayın. En iyisi siz bir İstanbul uçak bileti bakın, hangi lezzetleri tatmak istediğinize geldikten sonra karar verin.
Gerçek bir gastronomi müzesi: Esnaf lokantaları

Türk mutfağını gerçekten anlamak istiyorsanız, lüks restoranlardan çıkıp bir esnaf lokantasının kapısını aralamalısınız. Osmanlı lonca teşkilatından günümüze uzanan bu kültür; hızlı, ekonomik ve ev sıcaklığında yemek yemenin adresi. Tezgaha dizilen rengarenk tencere yemeklerini görerek seçmek, bu işin en zevkli kısmı. Tane tane pirinç pilavının üzerine kuru fasulye, yanında turşu ve bir kase cacık… Mevsimine göre karnıyarık, kadınbudu köfte veya kuzu haşlama… Esnaf lokantaları, “sulu yemek” kültürünün yaşayan en güzel temsilcileri. Üstelik yemeğin sonunda, şerbetli bir tatlı yerine mis gibi bir üzüm hoşafı veya kayısı kompostosu içmek, bu geleneğin altın kurallarından.
Sohbetin en tatlı bahanesi: Meze sofraları

Türk kültüründe yemek yemek kadar, sofrada kalıp sohbeti uzatmak da önemli. İşte bu uzun ve keyifli sofraların başrolü mezeler. Ana yemek gelmeden önce masayı donatan bu küçük tabaklar, aslında gerçek birer lezzet şöleni. Süzme yoğurt, sarımsak ve nanenin ferahlığıyla haydari, Ege’nin baklasından fava, közlenmiş patlıcanın en güzel hali babagannuş veya köpoğlu, bol kimyonlu bir humus. Çeşit çeşit deniz ürünü ve Ege’de ev yemeği olarak yapılan zeytinyağlıların meze hâline gelmesi gibi pek çok örnekle şekillenen bu meze kültürü, aynı zamanda göçlerin ve modern zamanların etkisiyle de genişleyerek bol sohbetli akşamların vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.
Günün her saati, şifa niyetine: Çorbalar

Dünyanın pek çok yerinde çorba bir başlangıç yemeği. Türkiye’de ise günün her saati baş tacı. Sabah kahvaltısında içinizi ısıtmak için veya hastalığa şifa niyetine içilir. Orta Asya’dan günümüze taşınan ve dünyanın en eski “hazır çorba” tekniği sayılabilecek, kurutulmuş yoğurt ve sebzelerle hazırlanan Tarhana; lokantaların değişmezi süzme mercimek; yoğurdun en lezzetli hali yayla ve sakatat severlerin favorisi işkembe veya kelle paça… Üzerine gezdirilen kızgın tereyağı ve bol limonla çorba, Türk mutfağının gizli kahramanı.
Hayır demek imkânsız: En leziz hamur işleri

Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen Türklerin yanında getirdiği lezzet, mantıyla başlayalım. Yörelere göre farklı iç malzemelerle zenginleşen; yoğurdu, sosu ve tereyağıyla efsaneleşen mantı, geleneksel Türk mutfağı yemekleri arasında en can alıcı tatlardan biri. Çeşit çeşit börek; bir diğer Orta Asya mirası olan pide ve iştah açan ekmekler için sözü Türk mutfağının vazgeçilmezi, hamur işleri yazımıza bırakalım.
Tatlısız olmaz: Geçmişten bugüne Türk tatlıları

40 kat ince yufkayla yapılan baklavanın patenti 2013’te alındı ve baklava o günden beri tescilli lezzetlerimizden biri. 15. yüzyıldan bugüne uzanan, özellikle saray mutfağının vazgeçilmezi lokum; Muharrem ayında pek çok evde dualarla pişen aşure; Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmezi güllaç… Geleneksel Türk mutfağı yemekleri içinde tatlının yeri apayrı. Tüm bu iştah kabartan lezzetlere dair tatlı bir yazıyla kapatalım: Bu tatlıları denemelisiniz! Afiyet olsun.
