More
    Ana SayfaYerlerAvrupa gezi rehberiŞehrin ruhu: Valensiya

    Şehrin ruhu: Valensiya


    Görmeden gelme

    Sanat ve Bilim Kenti

    1998’de kurulan Sanat ve Bilim Kenti (Ciudad de las Artes y las Ciencias) bir yapı topluluğundan oluşuyor. İlk bina olan Hemisferic, ünlü İspanyol mimar Santiago Calatrava imzasını taşıyor. Buradaki 900 m2’lik dev, içbükey ekranda üç boyutlu filmler izleniyor ve sunumlar gerçekleştiriliyor. Merkezin ilgi çeken mekânlarından biri de Prens Felipe Bilim Müzesi. “Dokunmamak, hissetmemek, düşünmemek yasaktır” bu interaktif müzenin sloganı. Yine bu yapı topluluklarından biri olan Avrupa’nın en büyük akvaryumu Oceanogràfic’te ise 500 farklı türden 45.000 deniz ve okyanus canlısını görebilirsiniz. Kraliçe Sofia Sanat Sarayı (Palacio de las Artes Reina Sofia) da tiyatro, dans ve opera gösterileriyle dikkat çekiyor. Sanat ve Bilim Kenti’nin son yapısı olan Umbracle sergi mekânlarıyla, yürüyüş yollarıyla ve yeşil alanlarıyla geniş bir park olarak büyük ilgi görüyor. Sanat ve Bilim Kenti’nin etkinlik takvimi mutlaka incelenmeli.

    Valensiya Katedrali

    Valensiya şehrini gezerken ikinci adresiniz Plaza de la Reina’da (Kraliçe Meydanı) bulunan Valensiya Katedrali (Valencia Cathedral) olmalı. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki akşam yemeğinde kullanıldığı düşünülen kutsal kâsenin bu katedralde korunuyor olması yapıyı, dünyaca ünlü bir mekân haline getirmiş. Şehrin panoramik manzarasını izleyebileceğiniz kilise 1262-1462 yılları arasında, tam iki yüzyılda tamamlandığı için mimari açıdan birçok farklı özellikle donatılmış. Gotik, romanesk ve barok akımlara dair izler görebileceğiniz katedralin yapımına Francesc Baldomar ve Pere Compte başlamış, barok dönemdeyse bu görevi Alman mimar Konrad Rudolf devralmış. Şehrin en önemli katedralini gezerken ayrıca 51 metre yüksekliğinde ve gotik tarzda inşa edilmiş çan kulesi El Miguelete’yi ve içindeki iki Goya tablosunu da görmenizi öneririz.

    İpek Pazarı

    Geç Gotik döneme ait, dini olmayan bir yapı olarak dikkat çeken La Lonja İpek Pazarı (La Lonja de la Seda), mimar Pere Compte tarafından 1482-1533 yılları arasında inşa edilmiş. 14. yüzyıldan beri kentin ticaret yaşamında var olan bu tip ticari yapılar, ilk dönemlerde ipek yerine yağ ve benzeri ürünlerin ticareti için kullanılıyormuş. İpek ticaretinin esaslarının belirlendiği, ticari antlaşmaların kararlaştırılıp onaylandığı bu yapı, Valensiya’nın 15. yüzyılda ulaştığı refahın sembollerinden biri haline gelmiş. Valensiya gezinizde Merkez Pazar (Mercado Central) ile Santos Juanes Kilisesi’nin önünde yer alan bu binayı gezerken, La Lonja İpek Pazarı’nın Gotik mimari özellikleriyle Rönesans etkili süslemelerin birleştirildiği özel bir yapı olduğunu anımsayın ve fotoğraf makinenizi bu Ortaçağ yapısını ölümsüzleştirmek için yanınızda bulundurun.

    Valensiya Modern Sanat Enstitüsü

    20. yüzyıl sanatını keşfetmek ve yaygınlaştırmak amacıyla kurulan Valensiya Modern Sanat Enstitüsü (Instituto Valenciano de Arte Moderno-IVAM), Valensiya’nın kültür ve sanat yaşamında önemli bir yere sahip. 1989’da açılan müze, 10.000 yapıttan oluşan daimi koleksiyonunun yanında geçici sergiler, modern sanatın diğer alanlarına ilişkin paneller ve konferanslar, atölye çalışmaları ve konserler sunan kültürel bir mekân olarak dikkat çekiyor. Müzeyi gezerken pek çok sanatçıya ait heykel, fotoğraf, resim ya da enstalasyon görebilirsiniz. Bunlar arasında Pablo Picasso’nun arkadaşı, kübik-sürrealist sanatçı Julio Gonzalez’in heykelleri, İspanyol ressam Ignacio Pinazo resimleri ve İspanyol fotoğraf sanatçısı Gabriel Cuallado’nın çalışmaları özellikle dikkat çekici.

    Turia Bahçeleri

    Adını, taşkınlarıyla Valensiya sakinlerinin canını bir dönem çok sıkan Turin Nehri’nden alan Turin Bahçeleri (Jardines del Turia) Valensiyalıların nefes aldığı, spor yaptığı, hoşça zaman geçirdiği geniş bir yeşil alan. 1957 yılındaki taşkın felaketinin ardından yatağı değiştirilen nehrin eski yatağının alanı, dünyanın en başarılı kentsel planlamacılık örneklerinden biri olarak kent sakinlerine armağan edilmiş. İçinde havuzlar, bisiklet yolları, çeşmeler ve çeşitli spor alanları bulunan geniş park alanı, Valensiya gezilerinizde mola vermek için ideal bir yer.

    Merkez Pazar

    Valensiya kent merkezinde yer alan ve heybetli yapısıyla hemen dikkat çeken Merkez Pazar (Mercado Central), turistlerin ziyaret ettiği önemli bir yer olsa da, burası hâlâ yerli halkın tercih ettiği bir pazar yeri. Yüksek çatısı, konstrüksiyonu ve Art Nouveau akımına özgü renkleri ve geometrik motifleriyle ilgi gören Mercado Central (Merkez Pazar), 1910 yılında İspanyol mimarlar Francisco Guardia ve Alejandro Soler tarafından projelendirilmiş, ancak 1928 yılında hizmete açılabilmiş. Açılışını İspanya kralının yaptığı Mercado Central, o tarihten beri önemini ve popülerliğini korumayı başarmış bir mekân. Günümüzde meyve, sebze, kahvaltılık, şarküteri, deniz ürünleri, et, baharat gibi çok çeşitli ürünün satıldığı pazar renkli görüntülere de ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle, burayı gezerken fotoğraf makinenizi hazır bulundurmalısınız. Aynı zamanda Mercado Central, Valensiya gezginlerinin sabah erken saatlerde gelip, kentin sokaklarını, yapılarını keşfetmeye koyulmadan önce kahvaltılık aldıkları bir yer. Siz de bu yöntemi deneyebilir, daha sonra Valensiya’nın yeşil parklarında, bahçelerinde vereceğiniz molanızda keyifli bir öğle yemeği ya da ara öğün keyfi yaşayabilirsiniz.

    Valensiya Güzel Sanatlar Müzesi

    Kenti ziyarete gelenlerin mutlaka ziyaret ettikleri Valensiya Güzel Sanatlar Müzesi’nin (Museo de Bellas Artes) kuruluşu 1837 yılına uzansa da açılışı 1839’da gerçekleştirilmiş. Çeşitli mekânlarda faaliyet gösteren müzenin günümüzdeki binası 1683 yılında Valensiyalı mimar Juan Bautista Pérez Castiel tarafından Barok mimarlık akımına uygun şekilde, okul olarak yapılmış. İspanya İç Savaşı’nın ardından bu binaya taşınan Valensiya Güzel Sanatlar Müzesi, farklı dönemlerde yapılmış, çeşitli malzeme ve teknikle üretilmiş eserlerden oluşan geniş bir koleksiyona sahip. Müzede, Antikçağ eserlerinin yanında, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar olan döneme ait resim ve heykel üretimlerinin yanı sıra, çağdaş sanat yapıtları da sergileniyor. Yapıtları sergilenen ressamlar arasında Juan de Juanes, Ribera, Sorolla, Pinazo gibi Valensiya okulundan ünlü sanatçılar ve Van Dyck, Murillo, Velazquez, El Greco ile Goya gibi uluslararası üne sahip ressamlar da bulunuyor.

    Valensiya Ulusal Seramik Müzesi

    Valensiya Ulusal Seramik Müzesi’nde (Museo Nacional de Ceramica) 18. yüzyıl arabaları, 19. yüzyıl odaları ve Alcora Royal Seramik Fabrikası’nda üretilmiş önemli çini koleksiyonu sergileniyor. Seramik koleksiyonuysa Prehistorik Dönemden Yunan, Roma, Arap ve Ortaçağ dönemlerini de kapsayan geniş bir zaman diliminin ürünlerini barındırıyor. Ayrıca müzenin koleksiyonunda ünlü İspanyol sanatçı Pablo Picasso’nun yapıtları da dahil olmak üzere pek çok çağdaş sanat eseri de var. 1740 yılında Rokoko tarzına uygun olarak yenilenen bu saray, ne kadar sanatsal bir mekân olduğunu daha kapısından belli ediyor. Sarayın anıtsal ana giriş kapısı, su mermerinden yapılmış muhteşem kabartmalarıyla hayranlık uyandırıyor. Kapının iki yanında yer alan, Júcar ve Turia nehirlerinin akışının konu edildiği kabartmalara insan ve melek figürleri de yerleştirilmiş. Kapının üstündeyse Meryem Ana heykeline yer verilmiş. Müzenin anıtsal giriş kapısı, âdeta uzun uzun incelenmeyi hak eden bir sanat eseri. Bu nedenle fotoğraf makinenizi de hazır bulundurmayı unutmayın.

    Hükümet Sarayı

    İki büyük kule ve ortasındaki daha alçak bölümüyle saray, Valensiya mimarisinin önemli örneklerinden biri. Hükümet Sarayı’nın (Palau de la Generalitat) yapımına 1421 yılında Geç Gotik mimari anlayışa uygun olarak başlanmış. 16. yüzyılda ise ünlü mimarlar Joan Montano ve Joan Corbera tarafından yapılan büyük kuleyle saray genişletilmiş. 1481-1520 yılları arasında yapıya Gotik avlu eklenmiş, Plaza de Manises’e bakan cepheye de mimarlar Pere Compte ve Joan Guiverro tarafından yapılan bir şapel inşa edilmiş. Sarayın ikinci kulesi olan Rönesans Dönemi kulesi, Joan Corbera tarafından 1521’de tasarlanmış. Bu kulenin yapımı 1952 yılında Mimar Luis Albert Ballestero tarafından aslına uygun olarak tamamlanmış.

    Quart Kuleleri

    1441’de Mimar Pere Bonfill tarafından inşa edilen anıtsal giriş kapısı ve onu koruyan iki kule, Valensiya’nın Ortaçağ anıtlarından oldukları için büyük ilgi görüyor. Kuleleri incelemeye başladığınızda, yapıdaki bazı bölümlerinin hasar görmüş olduğunu fark edersiniz. Bu izler 1808 yılındaki Fransız İşgali sırasında meydana gelmiş. Quart Kuleleri (Torres de Quart), Serranos Kuleleri (Torres Serranos) ile birlikte kentin Ortaçağ surlarından kalan yegâne kapıları. Yapı tarih boyunca değişik amaçlarla kullanılmış, hatta bir dönem kadın cezaevi olarak da hizmet vermiş.


    Yemeden dönme

    Paella

    Yemek araştırmacılarının paella’yı, Roma uygarlığı ile Arap dünyasının bir sentezi olarak yorumlaması zaten popüler olan paellanın ününü daha da pekiştirmiş. Ana malzemesi pirinç olan paella yapılırken, malzemeler arasında zeytinyağı ve safran mutlaka olmalı. Çok çeşitli malzemelerle de hazırlanan bu yemek, en çok Valensiya usulü paella, deniz ürünlü paella ve karışık paella olarak tanınıyor. Bunların arasında en ünlüsü Valensiya usulü olanı. Pirinç, yeşil sebzeler, tavuk ya da tavşan eti, baharat olarak da safran ve biberiyeyle yapılan Valensiya usulü paellanın orijinal tarifi olduğu kabul ediliyor. Valensiya ziyaretinizde gerçek bir İspanyol yemeği yemek isterseniz, tercihinizi çeşit çeşit paellalardan yana kullanabilirsiniz.

    Domates Rendesi Sosu

    Bütün gereken güzel, kokulu bir domates, halis zeytinyağı ve biraz tuz. Rendelenen domates, zeytinyağı ve tuzla karıştırıldıktan sonra bir süre dinlendiriliyor. Sonra da bir dilim ekmeğin üzerinde klasik bir Valensiya lezzeti olarak arz-ı endam ediyor. Valensiya ziyaretinizde Tomate Rallado ile hazırlanmış mezelerle sıkça karşılaşabileceğiniz gibi, bu lezzetin kahvaltıda da tüketildiğini görebilirsiniz.

    Fideua

    Şehriyenin ana malzeme olduğu Fideua’nın yapımı paella’dan daha kolay. Bu nedenle Fideua ile popüler bir Valensiya lezzeti olarak pek çok restoranda karşılaşabilirsiniz. Farklı malzemeler kullanılarak yapılan çeşitleri olsa da genellikle beyaz etli balık ve başta karides olmak üzere deniz kabuklularıyla yapılan fiduela sıklıkla tercih ediliyor. Kimi zaman Allioli adı verilen sarımsaklı mayonezle de servis edilen Fideua için Valensiya’da uluslararası yemek yarışmaları da düzenleniyor. Valensiya ziyaretlerinizde geleneksel yemekler sunan bir lokanta gördüğünüzde Fideua’ya bir şans verin. Pişman olmazsınız.