Görmeden gelme
Aziz Peter Kilisesi
Aziz Peter Kilisesi (Kirche St. Peter), Antik Roma kalesinin kalıntıları arasında yer alan Jüpiter Tapınağı’nın bulunduğu yere inşa edilmiş. 8. veya 9. yüzyılda inşa edilen ilk kilisenin ardından çeşitli dönemlerde aynı yerde başka kiliseler ve eklemeler yapılmış. 1000 dolaylarında yapılan Romanesk kilise, 1230 yılında yine Romanesk mimariye uygun olarak yapılan eklemelerle günümüze dek ulaşmış. Yapıya, Gotik mimariye uygun eklemeler 1460 yılında yapılmış. Yakın zamana dek İsviçre’nin yerel saatini gösteren Aziz Peter Kilisesi’nin kulesindeki saat, 13. yüzyılda kuleye yerleştirilmiş. Çeşitli tarihlerde yenilenen ve değiştirilen saat, günümüzde Avrupa’daki en büyük kilise saati olma unvanına sahip. 8,7 metre çapa sahip olan bu saatten kulenin dört yüzünde de bulunuyor. Kuledeki çanlarsa 1880 tarihini taşıyor.
Lindenhof Parkı
Adını burada çokça görülen ıhlamur ağaçlarından alan Lindenhof Parkı (Lindenhofplatz) , Zürih’in merkezinde yer alan yemyeşil bir vahayı andırıyor. Burada günün her saatinde yürüyüş ya da egzersiz yapanları görebilirsiniz. 4. yüzyıldan günümüze kadar farklı dönemlerde değişik amaçlarla kullanılmış olan bu park alanı, Zürih’in kent sakinleri kadar turistlerin de ziyaret emekten hoşlandığı bir park halini almış. Lindenhof Parkı’ndaki gezinizde, açık hava satranç oyuncularının keyifli çekişmelerini izleyebilir, mevsim geçişlerinin ağaç ve yapraklardaki değişimlerini fotoğraflayabilirsiniz.
İsviçre Ulusal Müzesi
19. yüzyılın sonunda inşa edilen bir binada tarih sevenleri ağırlayan İsviçre Ulusal Müzesi (Landesmuseum) Zürih’te gezilmesi gereken yerler arasında üst sıralarda yer alıyor. Arkeoloji, nümizmatik, seramik, porselen, tekstil, mücevher, yağlıboya gibi pek çok koleksiyonu bulunan müzede zamanın nasıl geçtiğini anlamak zor. Bu nedenle gezinizi planlarken, İsviçre Ulusal Müzesi’ne yeterli zaman ayırdığınızdan emin olun.
Zürih Sanat Evi
İlk olarak 1910 senesinde açılan Zürih Sanat Evi (Kunsthaus) çeşitli tarihlerde genişletilmiş. Ancak yapı bugünkü görünümünü, ünlü İngiliz mimar David Chipperfield tarafından tasarlanan projeyle almış. Zürih Sanat Evi’nin koleksiyonunda çeşitli başlıklar altında toplanmış, farklı dönemlere ait eserler bulunuyor. Sanatla iç içe olacağınız bu sanat müzesinde İsviçreli heykeltıraş Alberto Giacometti’nin yapıtlarından Kandinsky, Chagall, Klee gibi ünlü ressamların eserlerine kadar pek çok önemli sanat ürününü görebilirsiniz. Hatta Hollanda Altın Çağı’nın ve İtalyan Barok resim sanatının çok özel çalışmalarını Zürih Sanat Evi salonlarında inceleyebilir, keyifli bir sanat turunun tadını çıkartabilirsiniz. Yerel sanat eserlerinin yanı sıra, Ortaçağ sanat eserleriyle çağdaş sanat eserlerini de buluşturan bu galeri Zürih’te kesinlikle gezilmesi gereken yerler arasında yer alıyor.
James Joyce Vakfı
James Joyce Vakfı’nın (Zürcher James Joyce Stiftung) kuruluşu, James Joyce’un gençlik yıllarını geçirdiği Dublin’de bulunan Jury’s Antique Bar’ın 1970’lerin başlarında dekorasyonunu değiştirmesi ve mekânın dekorunu oluşturan eşyaların açık artırmaya çıkartılmasıyla başlamış. Yazar hem özel hayatının, hem de kariyerinin önemli bir bölümünü Zürih’te geçirmiş. Hatta ünlü eseri Ulysses’te Zürih’teki yaşamına da yer vermiş. Bu nedenle açık artırmada satın alınan eşyalar, 1978 yılında Zürih’e getirilerek, Bahnhofstrasse’deki Joyce Pub adlı mekâna taşınmış. Ardından Joyce’a ait eserleri toplayan koleksiyoner Fritz Senn’in çabalarıyla bu vakıf kurulmuş.
Büyük Kilise
Efsaneye göre Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun kurucusu olarak kabul edilen Şarlman’ın atı Büyük Kilise’nin (Grossmünster) olduğu alanda dizlerinin üzerine çökmüş ve hareket etmemiş. Bunun üzerine Şarlman, askerlerine atının çöktüğü yeri kazdırmış ve böylece Hıristiyanlar için çok önemli iki aziz olan Felix ve Regula’nın mezarları bulunmuş. 1100 senesinde Katolikler tarafından bu alanda manastır olarak inşa edilen bu yapı, Reform döneminde Martin Luther’in sağ kolu Huldrych Zwingli tarafından Protestan kilisesine dönüştürülmüş. İç mekânı oldukça sade olan kilisedeki vitraylar görülmeye değer. Kent siluetinin önemli bir parçası olan yapının Zürih’in tamamından görülebilen iki kulesi bulunuyor.
Fraumünster Kilisesi
Roma mimarisini yansıtan ve kentin en eski yapılarından biri olan Fraumünster Kilisesi 853 yılında Almanya Kralı Lois tarafından kızı Hildegard için yaptırılmış. Bu tarihten sonra da kilise 13. yüzyıla kadar soylu Alman kadınlarının yaşadığı bir manastır olarak kullanılmış. Bu sebeple de yapının adı kadınlar manastırı anlamına gelen “Fraumünster” konulmuş. Ayrıca manastırın ilk başrahibesinin de kralın kızı Hildegard olduğu biliniyor. 1250 yılında onarıldıktan sonra Katolik kilisesine dönüştürülen Fraumünster, daha sonra 16. yüzyılda da Protestan kilisesine dönüştürülmüş. Kilisenin en ilgi çeken detayları ise üzerinde bir İsviçre saatinin bulunduğu mavi uçlu çan kulesi, 20. yüzyılda March Chagall’ın yaptığı vitraylar ve devasa boyutlarda borulu bir kilise orgu.
İstasyon Caddesi
İstasyon Caddesi (Bahnhofstrasse), son yıllarda yapılan bir araştırmaya göre Avrupa’nın en pahalı, dünyanınsa en pahalı üçüncü alışveriş bulvarı. Bahnhofstrasse’de dünyanın en seçkin markalarını bulabilirsiniz. Araba trafiğine kapalı olan bu caddede yürüyerek veya tramvayla gezebilirsiniz. Alışverişle geçen bir gezinin ardından küçük molalar için, Zürih’in en ünlü meydanlarından biri olan Paradeplatz’ın da yer aldığı Bahnhofstrasse’de bulunan kafe ve restoranları tercih edebilirsiniz.
Yemeden dönme
Fondü
1930’da İsviçre Peynir Birliği tarafından ulusal yiyecek olarak sunulan ve ismini Fransızca erimek, yumuşamak anlamlarına gelen “fondre” kelimesinden alan fondü, İsviçre Alpleri, İtalya ve Fransa’dan dünyaya yayılmış olan bir lezzet. 1930’lardan sonra Avrupa’nın, 1960’lardan sonraysa Amerika’nın birçok bölgesine yayılan fondü, tencerede eritilmiş peynire ekmek banılarak yenilen bir yiyecek olarak biliniyordu. Ancak 1950’lerden sonra fondü, eritilen ya da yumuşatılan ürünlere katı gıdaların batırılması anlamına gelmeye başladı. Fondü’nün günümüzde birçok farklı çeşidi olsa da en çok tercih edilenleri çikolata ve meyvenin birleşiminden ortaya çıkan tatlı fondü ile peynir ve ekmeğin buluştuğu peynirli fondü.
Müsli
İsviçre Almancasında ezme lapa anlamlarına gelen “mües” kelimesinden türetilen müsli, ilk yıllarında hastalar için elmalı bir karışım olarak hazırlanmış. Diyet yapan ve beslenme kontrolündeki insanlar için hazırlanan bu yiyecek, daha sonra bütün İsviçre’ye ve dünyaya yayılmış. Tüm İsviçre’de olduğu gibi Zürih’te de müsli her öğünde tüketilen bir yiyecek. Sade olabildiği gibi farklı tatlarla birleştirilerek de servis edilebiliyor. Çeşitli meyveler ve kuru yemişlerin birleşmiş çeşitlerinden çikolatalı çeşitlerine kadar müslinin pek çok çeşidine Zürih gezinizde rastlayabilirsiniz.