Tarihin katmanları arasında bir yolculuk

Stratonikeia’nın bulunduğu bölgede yerleşim izleri Geç Tunç Çağı’na dek uzanıyor. Hitit çağında Atriya, Klasik dönemde Khrysaoris veya İdrias olarak anılan yerleşim, Helenistik Dönem’de Stratonikeia adını almış. MÖ 3. yüzyılın ilk çeyreğinde Seleukos hanedanından Kral I. Antiokhos, büyük bir aşk beslediği eşi Stratonike onuruna kente bu adı veriyor. Helenistik dönemde Stratonikeia önemli bir Karya kenti olarak Seleukos, Ptolemaios, Makedon ve Rodos egemenlikleri arasında defalarca el değiştirmiş. MÖ 130 civarında Roma İmparatorluğu’na bağlanıyor ve Roma barışının getirdiği istikrar sayesinde şehir en parlak devrini yaşıyor. Erken imparatorluk döneminden itibaren kentte kapsamlı imar faaliyetleri yürütülmüş, büyük bir tiyatro ile dönemin en geniş spor tesislerinden biri inşa edilmiş. Roma İmparatorluk Çağı’nın ardından nüfus azalmaya başlasa da 11. yüzyıldan itibaren Menteşe Beyliği ve ardından Osmanlı döneminde de yerleşim devam etmiş. Antik kent üzerinde kurulan Eskihisar köyü, 1957’deki deprem sonrası büyük ölçüde taşınsa da bugün hâlâ birkaç aile tarihi evlerde yaşamayı sürdürüyor.
Mitolojik efsaneler ve ölümsüz aşklar

Stratonikeia’nın adı, kuruluş efsanesine damgasını vuran tutkulu bir aşk hikâyesinden geliyor. Seleukos Kralı Antiokhos ile Kraliçe Stratonike’nin aşkı, antik dünyada dilden dile anlatılan bir efsane hâlini almış. Genç Antiokhos’un, Stratonike’ye duyduğu aşk nedeniyle ölüm döşeğine düştüğü, sonunda kralın durumu fark edip çare olarak eşini oğluna verdiği anlatılıyor. Antiokhos da bu fedakârlıkla eşinin adını şehre vererek aşkını ölümsüzleştirmiş. Mitolojik açıdan Stratonikeia’yı özel kılan bir diğer unsur da kadim tanrılara adanmış ibadet merkezleri. Kent, Lagina’daki Hekate Tapınağı ve Panamara’daki Zeus Tapınağı olmak üzere iki önemli kült merkezine sahipmiş. Her yıl düzenlenen ayinlerde Lagina’dan Hekate’nin kutsal emanetleri kente getiriliyor, Stratonikeia’dan da Zeus heykeli Panamara’ya götürülüp geri getiriliyormuş.
Gladyatörlerin arenası

Stratonikeia, “Gladyatörler Şehri” ünvanını boşuna taşımıyor. Özellikle Roma döneminde kent, gladyatör okulları ve arenalarıyla ün salmış. Tarihçiler, burada gladyatörlerin dövüş sanatlarında eğitildiğini, gösteri müsabakaları düzenlendiğini ve hatta birçok gladyatörün emekliliklerini bile bu şehirde geçirdiğini aktarıyor. Spora verdikleri önemin bir göstergesi olarak Stratonikeialılar, antik dünyanın en büyük spor komplekslerinden birini inşa etmişler. Kuzey şehir kapısının hemen batısında yer alan ve şimdilerde restorasyonu süren gymnasion, dünyanın en büyük mermer antik kenti olan Stratonikeia’nın en anıtsal yapılarından biri olarak dikkat çekiyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün aktardığına göre, 2.200 yıllık bu devasa komplekste hamam, yağlanma ve tozlanma alanları ile gençlerin hem zihinsel hem fiziksel eğitim aldığı bölümler gün yüzüne çıkarılıyor. MÖ 2. yüzyıla tarihlenen Korint başlıkları ve eşsiz taş işçiliğiyle adeta bir mimarlık okulu niteliği taşıyan yapı, Anadolu’daki en görkemli Hellenistik dönem eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Günümüzde yapılan arkeolojik kazılar Stratonikeia’nın gladyatör geleneğine ışık tutmaya devam ediyor, şehrin girişinde ortaya çıkarılan yaklaşık 12 gladyatör mezarı, buranın gerçek bir gladyatör yurdu olduğunu kanıtlıyor.
Stratonikeia Antik Kenti ziyaret rehberi

Tarih ve kültür tutkunları için Stratonikeia, açık hava müzesi niteliğinde bir hazine sunuyor. Kent, 2015’ten beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor ve kazı çalışmaları sürüyor. Stratonikeia’nın en dikkat çekici özelliklerinden biri, farklı çağlara ait mimarinin burada iç içe geçmiş olması. Antik kent kalıntılarının ortasında, eski Eskihisar köyünün tarihî meydanı âdeta geçmişin canlı bir sahnesi gibi duruyor. Meydanda Şaban Ağa Camii ve geleneksel köy kahvesi gibi Osmanlı dönemi sivil mimari örnekleri görülebiliyor. Asırlık çınarların gölgesinde soluklanırken çevrenizdeki sütunlu Roma caddelerini ve mermer tapınak kalıntılarını seyredebiliyorsunuz. Antik kent, Muğla–Milas karayolu üzerindeki Eskihisar mevkiinde bulunuyor ve Yatağan’dan özel araçla yaklaşık 10 dakikada ulaşılabiliyor. Örenyeri haftanın her günü ziyarete açık olup, yaz sezonunda genellikle 08:30–19:30 saatleri arasında gezilebiliyor. Giriş ücreti oldukça makul seviyelerde tutuluyor ve MüzeKart geçerli sayılıyor. Geziniz sırasında büyük bir Roma hamamı, tiyatro ve meclis binasını görebilir, antik kalıntıların yanı başındaki kahvehanede mola verebilirsiniz.
Yaz aylarında bölge oldukça sıcak olabildiğinden şapka, güneş kremi ve bol su bulundurmayı ihmal etmemelisiniz. Antik kent geniş bir alana yayıldığı için rahat ayakkabılar giymeniz öneriliyor. Fotoğraf tutkunları özellikle sabah erken ve akşamüstü saatlerinde, kentin mermer kalıntıları arasında süzülen altın ışığın tadını çıkarabiliyor. Hem mitolojik aşklara sahne olan hikâyeleriyle hem de arenaların coşkusunu yansıtan kalıntılarıyla Stratonikeia, Anadolu’nun görülmeye değer en özel hazinelerinden biri olarak keşfedilmeyi bekliyor. Bu köklü mirasa tanıklık etmek ve tarihin derinliklerinde bir yolculuğa çıkmak için Muğla uçak bileti seçeneklerine göz atabilirsiniz.
