Ana SayfaSeyahat fikirleriTarihKatman katman Bergama gezi rehberi: Antik başkentten yaşayan şehre

Katman katman Bergama gezi rehberi: Antik başkentten yaşayan şehre

Anadolu coğrafyasında geçmişle bugünün, taşla sokağın, antikle modern olanın iç içe geçerek nadir bir uyum sergilediği yerlerden birine, Bergama'ya yola çıkıyoruz. 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne "Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı" olarak dâhil edilen bu kent, sıradan bir antik kent gezisinden çok daha fazlasını vadediyor. Gelin son kazıların gün yüzüne çıkardığı yeni bulgularla Bergama gezi rehberinizi birlikte planlayalım.

Turkish Airlines Blog
Turkish Airlines Blog

Yazar ekibimiz tarafından yönetilen bu hesapla, seyahat tutkunları ve keşif meraklılarının keyif alacağı blog içerikleri üretiyoruz.

Özenle hazırladığımız içeriklerimiz aracılığıyla ilham vermeyi, bilgilendirmeyi, heyecanlandırmayı, eğlendirmeyi ve küçük ipuçları ile yolculuğunuzu kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda yola çıkmanın yenileyici ve özgürleştiriciliğini sizlere tekrar hatırlatmak istiyoruz.

Çünkü Tolstoy'un dediği gibi: “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar; Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir...”


Attalos hanedanlığından Osmanlı’ya Bergama

İzmir'in Bergama ilçesindeki Pergamon Akropolü'nde yer alan Trajan Tapınağı'nın restore edilmiş beyaz mermer sütunları ve antik kalıntıları
İzmir’in Bergama ilçesindeki Pergamon Akropolü’nde yer alan Trajan Tapınağı’nın restore edilmiş beyaz mermer sütunları ve antik kalıntıları

Bergama’nın UNESCO evrensel değer tanımının temelinde, anıtsal yapıların görkemi kadar binlerce yıldır süregelen kesintisiz yaşam izleri de yer alıyor. Bakırçay Havzası’nda prehistorik dönemlere uzanan yerleşim geçmişiyle Pergamon, stratejik konumu sayesinde işgallere ve yıkımlara rağmen tarih sahnesinden hiç silinmeyen kentlerden biri olmuş. Adını “kale” ya da “müstahkem mevki” anlamına gelen “Perg/Berg” kökünden alan kent, MÖ 283 civarında Philetairos’un kurduğu krallıkla bölgenin siyasi, ekonomik ve kültürel merkezlerinden birine dönüştü.

Dik bir tepe üzerine kurulan Akropol, teraslama yöntemiyle oluşturulan alanları, sarayları, kutsal yapıları ve kamusal mekânlarıyla antik şehircilik anlayışının en etkileyici örneklerinden biri. Yukarı kentte kralların sarayları, Athena Tapınağı, Trajan Tapınağı, yaklaşık 200 bin ciltlik koleksiyonuyla ünlü Pergamon Kütüphanesi ve agora yer alıyor. II. Eumenes döneminde zafer anıtı olarak inşa edilen Zeus Sunağı ise yüksek kabartmalarıyla Pergamon heykelcilik okulunun başyapıtları arasında kabul ediliyor.

Pergamon’un mimari ve mühendislik başarısı, dik yamaca yerleştirilen yaklaşık 10.000 kişilik tiyatrosunda ve Madra Dağı’ndan kente su taşıyan 45 kilometrelik yüksek basınçlı su hattında da görülüyor. III. Attalos’un vasiyetiyle Roma hâkimiyetine geçen Pergamon, MÖ 133’ten itibaren Asya eyaletinin başkenti oldu.

Bizans döneminde Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri haline gelen Bergama, Asya’nın Yedi Kilisesi’nden biri olarak anıldı. 14. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine girmesiyle camiler, hanlar, bedestenler, arastalar ve sivil mimari örnekleriyle zenginleşti. Bugün Kale Mahallesi’nin dar sokaklarında yürürken, antik surların gölgesinde Osmanlı dokusuyla iç içe yaşayan bu çok katmanlı mirası hissetmek mümkün. Bergama, Akropol’den Kızıl Avlu’ya, Asklepion’dan Osmanlı kent dokusuna uzanan zenginliğiyle dünya mirası değerini hak eden benzersiz bir kültürel peyzaj sunuyor.


Bergama’da Akropol’ün zirvesi ve Asklepion’un şifa dağıtan avluları

Bergama'daki antik sağlık merkezi Asklepion'da yer alan tarihi mermer sütunlar ve arkadaki büyük ağaçla birleşen ören yeri manzarası
Bergama’daki antik sağlık merkezi Asklepion’da yer alan tarihi mermer sütunlar ve arkadaki büyük ağaçla birleşen ören yeri manzarası

Bergama’yı gezmeye başlamadan önce Bergama Arkeoloji Müzesi’ne uğramak, kentin çok katmanlı tarihini daha bütünlüklü okumayı sağlıyor. Anadolu’daki en erken keşfedilen arkeolojik yerleşimlerden biri olan Bergama’da araştırmalar 1865’te başlamış. Akropol ve Asklepion kazılarında bulunan eserlerin artmasıyla yeni bir müze binasına ihtiyaç duyulmuş. Bugünkü müzenin temeli, Zeus Sunağı’nın planından esinlenen bir projeyle 1933’te atılmış, yapı 30 Ekim 1936’da ziyarete açılmış. Koleksiyonun büyük bölümünü Akropol, Asklepion, Kızıl Avlu, Musalla Mezarlığı ve Bergama çevresindeki antik yerleşimlerden gelen buluntular oluşturuyor. Tunç Çağı’ndan Osmanlı dönemine uzanan eserler arasında Yortanlı kapları, gaga ağızlı kaplar, Pergamon’a özgü seramikler, kandiller, kistophor sikkeleri, heykel örnekleri, mezar stelleri ve mimari parçalar dikkat çeker. Müzenin etnografya bölümü ise Yörük, Türkmen ve Çepni kültürlerine ait kıyafetler, Bergama gelin giysileri, halı, kilim ve heybe örnekleriyle kentin yalnızca antik geçmişini değil, yakın dönem yaşam kültürünü de görünür kılıyor. Bu nedenle müze, Akropol’e çıkmadan ya da Asklepion’u gezmeden önce Bergama’nın tarihsel katmanlarını anlamak için ideal bir başlangıç noktası.

Bergama’yı hakkıyla gezmek, tepeyi, etekleri ve ovayı bir bütün olarak okumayı gerektiriyor. Zirvede yer alan Akropol, dünyanın en dik antik tiyatrosu, teraslı kent planı ve su basıncını yöneten ileri mühendislik harikası su hatlarıyla ziyaretçilerini büyülüyor. Özellikle Roma kudretinin simgesi olan Trajan Tapınağı’nın bembeyaz mermer sütunları arasında dolaşırken, kentin o dönemdeki siyasi gücünü kolayca hayal edebilirsiniz. Athena Tapınağı’nın kalıntıları, Heroon ve hâlâ temelleri görülebilen Zeus Sunağı’nın arkeolojik izleri ise Helenistik mimarinin Anadolu’daki en görkemli ifadelerinden bazılarını sunuyor.

Ovanın kalbinde yer alan Asklepion ise müzik dinletisi, kutsal pınar suyu, çamur banyoları, telkin ve uyku terapilerinin uygulandığı antik dünyanın en prestijli sağlık yerleşkelerinden biri olarak öne çıkıyor. Eczacılığın babası sayılan ünlü hekim Galenos’un da memleketi olan bu alanda gezerken, sütunlu kutsal yol Via Tecta’nın izinde yürüyebilir, yer altı tüneline inebilir ve antik dönemdeki şifa inancının mimariyle nasıl bütünleştiğini gözlemleyebilirsiniz. Asklepionlu hatip Aelius Aristides’in Hieroi Logoi adlı eseri, burada uygulanan tedavi yöntemlerinin yüzyıllar ötesinden bize ulaşan en kapsamlı tanıklığını oluşturuyor. Roma döneminden günümüze kadar kentin kalbinde yaşamaya devam eden Kızıl Avlu, devasa tuğla duvarlarıyla çok dinli ve çok dönemli sürekliliği anlamak için önemli bir durak.


Dünya daha büyük. Keşfet.


Havalimanı

Havalimanı
Gidiş
Dönüş

Giriş Tarihi Seçiniz

Dönüş Tarihi Seçiniz


Kabin Türü
Yolcu Sayısı
Yetişkin Yolcu
12 + Yaş
1

Çocuk Yolcu
2 - 12 Yaş
0

Bebek Yolcu
0 - 2 Yaş
0

Akropol’ün gölgesinde nefes alan bir şehir

Akropol yamaçlarına doğru uzanan, renkli dış cephelere ve geleneksel mimariye sahip tarihi taş evler
Akropol yamaçlarına doğru uzanan, renkli dış cephelere ve geleneksel mimariye sahip tarihi taş evler

Bergama’yı yalnızca taşlarda aramak, kentin yarısını ıskalamak demek. Akropol’ün eteklerinde, Selinos Çayı’nın iki yakasında bugün hâlâ canlı bir mahalle hayatı sürüyor. Halk arasında Kale Mahallesi olarak bilinen Ulucami, Talatpaşa ve Kurtuluş mahalleleri, 18-19. yüzyıla tarihlenen taş evlerden oluşuyor.

Mahalle dokusundan çarşıya inildiğinde 14. yüzyıla uzanan Bergama Arastası karşılıyor ziyaretçiyi. Dükkân sayısı azalmış olsa da hâlâ ayakkabıcı, saraç, terzi ve sepetçi tezgâhlarına rastlanan bu küçük Osmanlı çarşısı, çay bahçeleri ve kafelerle birlikte semtin uğrak noktası olmayı sürdürüyor. Çarşıda dut mevsiminde hazırlanan karadut suyu, Bergama’nın meşhur içeceklerinden biri. Arasta içindeki Kapalı Çarşı ise hediyelik ve gündelik eşyalar için ziyaret edilebilir.

Bergama’nın yaşayan miraslarından bir diğeri, Anadolu’nun binlerce yıllık halı ve kilim geleneği içinde kendine özgü bir dokuma okulu oluşturan Bergama halısı. Kız Bergama, Sarı Namazlık, Yağcıbedir ve Holbein olmak üzere dört ana grupta toplanan bu dokumalar, ilmek tekniği, geometrik desenleri ve toprak tonlarındaki renk paletiyle koleksiyonerlerin yakın takibinde. Mutfakta ise şirden mayasıyla üretilen Bergama Tulum Peyniri ile coğrafi işaretli Kozak Çam Fıstığı, ilçenin kayıtlı lezzetleri arasında yer alıyor. Bergama Köftesi, çığırtma, Kozak fıstık helvası, susam helvası ve sezonunda hazırlanan ramazan helvası, çarşı esnafının ve mahalle lokantalarının sofralarında gezgini karşılayan tatlardan birkaçı.

Bergama’nın dünyaya armağanı parşömen, bugün de şehrin yaşayan zanaatlarından biri olmayı sürdürüyor. Bergama Tiyatro Festivali ise kentin kültürel takvimine modern bir damar ekliyor. Asklepion ve Kale Mahallesi gibi tarihî alanlar, festival kapsamında tiyatro ve yürüyüş etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Akropol’ün gölgesinde sürdürülen bu gündelik hayat, Bergama’nın çok katmanlı kültürel peyzajının yaşayan boyutunu oluşturuyor.


Geleceğe Miras: Yeni keşifler ve restorasyon ufku

Bergama'da yer alan, kırmızı tuğlalı devasa duvarlarıyla bilinen tarihi Kızıl Avlu ve ön planda antik heykel kaidesi
Bergama’da yer alan, kırmızı tuğlalı devasa duvarlarıyla bilinen tarihi Kızıl Avlu ve ön planda antik heykel kaidesi

Bergama’da 19. yüzyılın sonlarında Carl Humann öncülüğünde başlayan arkeolojik kazılar, günümüzde Türk uzmanların yürüttüğü kapsamlı bir bilimsel programa evrildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hayata geçirdiği “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında 2024’ün eylül ayında başlayan ve yıl boyu kesintisiz sürdürülen kazılar, antik kentin daha önce dokunulmamış katmanlarına ulaştı. Kızıl Avlu yakınlarında “Mozaikli Ev” olarak adlandırılan büyük bir yapı kompleksi gün ışığına çıkarılıyor.

2025 yılında bu kompleksin avlusundaki taş havuzun dibinde bulunan ve Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen, çekiçleme tekniğiyle üretilmiş bronz bir kazan, MS 7. yüzyıldaki Arap akınları sırasında terk edilen yapının üzerinden 1400 yıl sonra orijinal konumunda ortaya çıkarıldı. Kazıda ayrıca üzerinde Helence “bazilike” (krala ait) yazan eksiksiz bir mühürlü çatı kiremidi de bulundu. Bu, kraliyet ailesine özel yapılarda kullanılan bu tür mühürlerin ilk tam örneklerinden biri. Bizans dönemine ait mezarlık alanı, mutfak eşyaları, savaş aletleri, takılar ve sikkelerden oluşan günlük yaşam buluntuları, uygun olanları zamanla Bergama Müzesi’nde sergilenmek üzere koruma altına alınıyor.

Restorasyon cephesinde de tablo bir o kadar hareketli. Dionysos Tapınağı’nın ayağa kaldırılması, Akropol’ün kuzey surlarının onarımı, tiyatrodaki eski beton tamamlama izlerinin özgün dokuyla düzeltilmesi ve Zeus Sunağı çevresindeki mimari blokların yeniden değerlendirilmesi gibi projeler kentin tarihî silüetini yeniden netleştiriyor. Asklepion ve Akropol’de yürütülen aydınlatma projeleriyle gece müzeciliği için altyapı hazırlanırken, 1513 yılında inşa edilen Hacı Hekim Hamamı, 2026 yılı başında kapsamlı bir restorasyonun ardından Parşömen Müzesi ve Sanat Atölyesi olarak kapılarını ziyaretçilere açtı. Bergama’nın icat ettiği bu efsanevi yazı malzemesinin hikâyesini, tarihî bir Osmanlı hamamının taş kubbeleri altında dinlemek başlı başına bir deneyim.

UNESCO’nun “Gelecek için Çalışmak” temasıyla düzenlediği 2025 Dünya Mirası Gönüllüleri Kampanyası kapsamında, 41 ülkeden sunulan projeler arasından seçilen 89 miras alanından biri olarak Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı, Türkiye’yi temsil etti. Eylül 2025’te düzenlenen program kapsamında dünyanın dört bir yanından genç gönüllüler, Asklepion Tiyatrosu’ndaki açılışla başlayan etkinlik haftasında Bergamalı esnafla, parşömen ustalarıyla ve mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Bu miras, kazı evindeki arkeologların çabasıyla ve tarihî sokaklara sahip çıkan ilçe sakinleriyle her geçen gün yeniden yaşıyor.


Ziyaretçiler için pratik Bergama rehberi ve çağrı

Pergamon Akropolü'nde yer alan Trajan Tapınağı'nın görkemli mermer sütunları ve antik kentin taş yapı kalıntıları
Pergamon Akropolü’nde yer alan Trajan Tapınağı’nın görkemli mermer sütunları ve antik kentin taş yapı kalıntıları

İzmir sınırları içinde yer alan, merkeze yaklaşık 100 kilometre mesafedeki bu kente ulaşmak oldukça kolay. İzmir merkezden karayoluyla doğrudan ulaşabileceğiniz gibi, İZBAN hattını kullanarak Aliağa istasyonuna gelebilir, buradan kalkan ESHOT otobüsleri veya özel ulaşım seçenekleriyle Bergama’ya rahatlıkla varabilirsiniz. İzmir Otogarı’ndan kalkan otobüslerle yaklaşık iki saatlik bir yolculuğun ardından Bergama Otogarı’na varabilir, oradan da dolmuş veya taksilerle ören yerlerine ulaşabilirsiniz. Akropol’e tepeye çıkmak için 2007’den bu yana hizmet veren teleferik, dönüşte merkezi konum avantajı da sunarak pratik bir alternatif oluşturuyor.

Akropol ve Asklepion ören yerleri sabah 08.30 ile akşam 20.00 arasında ziyaretçilerini ağırlıyor, gişeler ise 19.15’te kapanıyor. T.C. vatandaşları için MüzeKart her iki alanda da geçerli. Tam günü hakkıyla değerlendirmek isteyenler için ideal rota şöyle: sabah erken Bergama Arkeoloji Müzesi’nde başlayın, ardından Kızıl Avlu ve yeni Parşömen Müzesi’ni gezin, öğle yemeği için Bergama çarşısında yöresel lezzetleri tadın, öğleden sonra Akropol’e çıkın ve gün batımına yakın Asklepion’da gününüzü tamamlayın.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bergama, Akropol’ün anıtsal kalıntılarından Asklepion’un şifa geleneğine, parşömen zanaatından Osmanlı döneminin mahalle dokusuna uzanan çok katmanlı yapısıyla Ege’de geçmişin farklı dönemlerini bir arada görmeyi mümkün kılıyor. Bu UNESCO mirası tarihî alanı ve Ege’nin güzelliklerini keşfetmek için İzmir uçak bileti seçeneklerini inceleyerek seyahat planınıza başlayabilirsiniz.


Sıkça sorulan sorular

Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı tam olarak neresi ve neden UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde?

Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı; İzmir’in Bergama ilçesinde yer alan ve Helenistik dönem Pergamon başkentinden (Akropol), Roma döneminin şifa merkezi Asklepion’a, Bizans Kızıl Avlu’sundan Osmanlı Kale Mahallesi’ne kadar farklı tarihsel katmanları kapsayan geniş bir miras alanı. UNESCO, kenti 22 Haziran 2014’te Doha’da yapılan 38. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda listeye dâhil etti. Bergama’yı evrensel açıdan değerli kılan şey, anıtsal yapıların kendisi kadar bu yapıların bugüne kadar süregelen kesintisiz yaşamla iç içe geçmiş olmasıdır.

Bergama’da mutlaka görülmesi gereken yerler hangileri?

Bergama’yı tanımak için en az şu beş noktayı planınıza eklemenizi öneririz: Akropol (Yukarı Şehir, Trajan Tapınağı, dünyanın en dik antik tiyatrosu, kütüphane kalıntıları), Asklepion (Via Tecta, kutsal pınar, yer altı tüneli ve antik tiyatro), Kızıl Avlu (Serapeum), Bergama Arkeoloji Müzesi ve son olarak 2026’da açılan Parşömen Müzesi (Hacı Hekim Hamamı). Vaktiniz varsa Kale Mahallesi’nin taş sokaklarında bir kahve molası ve Arasta Çarşısı turu da deneyimi tamamlar.

Akropol ve Asklepion’a ulaşım nasıl sağlanır?

İzmir merkezinden Bergama’ya karayoluyla yaklaşık 100 kilometrelik bir mesafe var. Otobüsle gitmeyi tercih ederseniz İzmir Otogarı’ndan Bergama Otogarı’na yaklaşık iki saatte ulaşabilirsiniz. Alternatif olarak İZBAN ile Aliağa’ya gelip oradan ESHOT otobüsü veya özel ulaşım seçeneklerinden faydalanabilirsiniz. Bergama içinde Akropol’e en pratik çıkış 2007’den bu yana hizmet veren teleferik hattıyla; Asklepion ve Kızıl Avlu ise merkeze yakın olduğu için yürüyerek veya kısa taksi yolculuğuyla ulaşılabilir mesafede.

Bergama ören yerlerinin ziyaret saatleri nedir? MüzeKart geçerli mi?

Akropol ve Asklepion ören yerleri 08.30 ile 20.00 arasında açık. Gişelerin kapanış saati 19.15. T.C. vatandaşları için MüzeKart her iki alanda ve Bergama Arkeoloji Müzesi’nde geçerli. Ancak teleferik ücreti MüzeKart kapsamı dışında. Dini bayramların ilk günü ise alanlar 13.00’te açılıyor.

Bergama’yı bir günde gezmek mümkün mü?

Mümkün, ancak yoğun bir program gerektiriyor. Önerdiğimiz tam günlük rota şöyle: Sabah 08.30’da Bergama Arkeoloji Müzesi ile başlayın, 10.30 civarında Kızıl Avlu ve yeni Parşömen Müzesi’ni gezin, öğle yemeğini Bergama çarşısında yöresel lezzetlerle tamamlayın. Öğleden sonra teleferikle Akropol’e çıkın, en az iki saat ayırın ve günü Asklepion’da kapatın. Daha derin bir deneyim için bir gece konaklamayı düşünebilirsiniz; bu sayede Kale Mahallesi’nin akşam atmosferini ve gelecek dönemde devreye girecek gece müzeciliği uygulamalarını da yakalayabilirsiniz.

Bergama Akropol Tiyatrosu neden bu kadar özel?

Akropol Tiyatrosu, dünyanın en dik antik tiyatrosu olarak biliniyor. Yamaç boyunca yükselen 80 sıralık oturma düzeni ve yaklaşık 10 bin kişilik kapasitesiyle Helenistik mimarinin Anadolu’daki en cesur örneklerinden birini oluşturuyor. Tiyatronun dikliği yalnızca topografik bir zorunluluk değil, aynı zamanda akustik bir dehadır; sahnedeki en hafif sesin bile en üst sıradan duyulabilmesi, antik mühendisliğin matematiksel hassasiyetini gözler önüne seriyor.

Bergama’da konaklama için en uygun bölge neresi?

Şehir merkezi, Asklepion ve Kızıl Avlu’ya yürüme mesafesinde olduğu için en pratik konaklama noktasıdır. Kale Mahallesi’ndeki butik konak otelleri, restore edilmiş Osmanlı evlerinde kalmak isteyenler için harika bir seçenek sunuyor; tarihî sokakların ortasında uyanmak başlı başına bir deneyim. Daha modern konfor arayanlar ise çarşı çevresindeki klasik şehir otellerini tercih edebilir. Asklepion’a yakın bölgelerdeki butik oteller de orta segment için uygun.

Bergama’ya gitmek için en ideal mevsim hangisi?

Nisan, mayıs, haziran, eylül ve ekim ayları Bergama için ideal dönemler. Bahar aylarında Bakırçay Ovası yemyeşil olur ve Akropol manzarası nefes kesicidir. Sonbahar ise yumuşak ışığı ve sakin atmosferiyle özellikle fotoğraf tutkunları için harika bir zamandır. Akropol’ün rüzgârlı yapısı ve gölgesizliği nedeniyle yaz aylarının öğle saatlerinden, kış aylarının yağışlı günlerinden mümkünse kaçınmanızı öneririz. Yaz gezisi planlıyorsanız sabah erken saatlerde başlamak, sıcaktan korunmanın en iyi yolu.

Parşömen, Bergama’da nasıl icat edildi ve hâlâ üretiliyor mu?

Helenistik dönemde Bergama Kütüphanesi, İskenderiye Kütüphanesi’nin en güçlü rakibiydi. Bu rekabet öyle bir noktaya ulaştı ki Mısır, Bergama’ya papirüs ihracatını yasakladı. Bunun üzerine Bergamalılar koyun, keçi ve dana derisini özel bir tabaklama yöntemiyle işleyerek yeni bir yazı malzemesi geliştirdiler; bu malzeme Latince “pergamenum” yani “Pergamon kâğıdı” olarak anıldı ve Türkçeye “parşömen” şeklinde geçti. Geleneksel parşömen üretimi bugün de Bergama’da sürdürülüyor. 2026 başında 1513 tarihli Hacı Hekim Hamamı’nın restorasyonuyla açılan Parşömen Müzesi ve Sanat Atölyesi’nde bu zanaatın canlı uygulamalarına tanık olabilirsiniz.

*Blogumuzda yer alan bu yazının tarihi bazı güncellemelerden dolayı yeni görünüyor olabilir. Yazının içeriği yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır ve yazıda yer alan fiyat, ulaşım gibi bazı bilgilerin değişmiş olması mümkündür. Göz önünde bulundurmanızı rica ederiz.

Bunlar da var!