Tarihi yarımada nerede?

Tarihi yarımada bugünün Fatih ilçesi sınırlarında yer alıyor. Kuzeyinde Haliç, güneyinde Marmara Denizi, doğusunda ise dillere destan İstanbul Boğazı var. Tarihi Yarımada’nın batısında ise İstanbul’un tarihi surları bulunuyor.
Tarihi yarımada neden önemli?

Tarihi yarımada, İstanbul’un en önemli tarihi ve turistik merkezi olabilir. Bu bölge, MÖ 7. yüzyıldan günümüze kadar farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve bu sayede zengin bir tarihi ve kültürel miras biriktirmiş. Tarihi yarımadada birazdan bahsedeceğimiz Ayasofya, Sultanahmet Cami, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı gibi dünyanın en önemli tarihi yapılarından bir kısmı yer alıyor. Tam da bu sebeplerle İstanbul’u ziyaret eden herkesin mutlaka tarihi yarımadayı görmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Tarihi yarımadada mutlaka gezilmesi gereken yerler

Mısır Çarşısı
Tarihi yarımada gezilecek yerler listemize baharat kokuları ve Mısır Çarşısı ile başlıyoruz. İstanbul’daki en eski ve ehemmiyetli kapalı çarşılarından Mısır Çarşısı’nda geçmişin mirası, olduğu gibi bugüne taşınmış gibi. Yeni Cami Külliyesi’nin içinde bulunan Mısır Çarşısı, 1663-1664 yıllarında yapılan bir törenle açıldıktan sonra tarih boyunca şehirdeki en önemli ticaret merkezlerinden biri olmuş. Sıra dışı kumaşların, onlarca çeşit baharatın, albenili ziynet eşyalarının ve daha pek çok şeyin bir arada bulunabileceği bu özgün çarşının mistik atmosferi ziyaretçilerini adeta büyülüyor.
Kapalıçarşı
İstanbul’un ruhu tarihi yarımadanın en özel noktalarından biri de her daim popüler ve kalabalık Kapalıçarşı. Temelleri İstanbul’un fethinden hemen sonra, 1461 yılında atılan Kapalıçarşı, zaman içinde İstanbul’un en önemli ticari mekânı haline gelmiş. Çarşı modern deyimle bir nevi finans merkezi gibiymiş; öyle ki dünyanın farklı noktalarından gelen ne kadar kıymetli mücevher ve ziynet eşyası varsa Kapalıçarşı’da toplanır, esnafın elinden yeni sahiplerine dağılırmış. Neticede Kapalıçarşı dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezi olarak kabul ediliyor ve bugün 45.000 metrekarelik oldukça büyük bir alanda 3.600 dükkâna ev sahipliği yapıyor. Kapalıçarşı’nın ziyaretçi sayısı bazı günler 500 bini buluyor. Burada halıdan tekstil ürünlerine, ziynet eşyalarından çinilere farklı başlıklarda ürünler bulmak mümkün. Dünyanın en ünlü kapalı çarşıları arasındaki Kapalıçarşı, Beyazıt’ta bulunuyor ve kuşkusuz tarihi yarımada gezi rotası içinde önemli bir yere sahip.
Dikilitaş
Ve Sultanahmet Meydanı’ndayız. Roma İmparatorluğu döneminde at yarışlarının yapıldığı bu meydanın orta yerinde dikkat çekici, incelikli bir taş bulunuyor. Obelisk de denen Dikilitaş, vaktiyle Mısır’dan yola çıkmış ve Doğu Roma İmparatoru Konstantin’in isteğiyle İstanbul’un merkezine dikilmiş. Bir yüzünde Mısır tanrılarına, diğer yüzünde Roma İmparatorluğu’na dair kabartmaların yer aldığı Dikilitaş, bulunduğu noktada yüzlerce yıldır yaşanan her şeye şahitlik etmiş ve bugün anılarıyla dimdik ayakta durmaya devam ediyor.
Yerebatan Sarnıcı
Ayasofya’ya epey yakın bir konumda bulunan Yerebatan Sarnıcı, kuşkusuz hem İstanbul’un hem de tarihi yarımadanın en görkemli yapılarından biri. 140 metrelik uzunluğa, 70 metrelik genişliğe ve uzun mermer sütunlara sahip bu göz kamaştıran mekan, vaktiyle hem şehrin hem de Topkapı Sarayı’nın bahçesinin su ihtiyacını karşılamaya yardım edermiş. Muazzam mimari detaylarıyla kendine hayran bırakan Yerebatan Sarnıcı, oldukça mistik bir atmosfere de sahip. Tarihi yarımada gezi rotası içinde önemli bir durak olan Yerebatan Sarnıcı’nın gezilecek yerler listesinin başında gelen sarnıcın kuzeybatısında bulunan ve kaide olarak kullanılan iki Medusa Başı, Roma Dönemi heykel sanatından bugüne yadigar nadide örnekler arasında.
Ayasofya Cami
Dünyadaki en önemli tarihi yapılardan biri olan Ayasofya Cami; ihtişamı ve uzun yıllara dayanan tarihi ile adeta zamana meydan okuyor. Bizans İmparatoru 1. Justinianus’un 532-537 yılları arasında katedral olarak inşa ettirdiği Ayasofya, 1453’teki İstanbul’un fethine kadar katedral olarak kullanıldı. Bugün hâlâ dünyanın en eski katedrali kabul edilen Ayasofya, 1935’te Bakanlar Kurulu kararıyla müzeleştirilmişti. 2020 yılı itibarıyla yeniden cami statüsü ile ibadete açıldı. Eski İstanbul’un merkezi olan tarihi yarımadada bulunan Ayasofya Cami, geçmişin mirasını tüm görkemiyle bugüne taşımaya devam ediyor.
Sultanahmet Cami
Sultanahmet Camisi 17. yy.’da Mimar Sinan’ın öğrencisi Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmış. Hem şehrin hem de tarihi yarımadanın gözbebeklerinden biri olan Sultanahmet Camisi’nin duvarlarında bulunan 21 bin 43 adet İznik Çinisi, görenleri zarafetiyle hayran bırakıyor. 17. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olan Sultanahmet Camisi sıra dışı güzelliği ile İstanbul siluetinin de benzersiz bir parçası. Bu arada Sultanahmet Camisi’nin kendi içinde ilginç detaylar barındırdığını söylemeliyiz. Örneğin caminin iç avlusundaki kemerlerde bulunan mermerlerin dünyanın dört bir yanından getirildiği biliniyor. Caminin iç kısmı 20 binden fazla lale, zambak, karanfil ve gül desenli mavi-beyaz İznik çinisiyle kaplı olduğundan burası batıda “Mavi Cami” olarak da anılıyor. Kudretin estetikle, mimari zekânın yetenekle buluştuğu caminin kapı girişinde bir zincir bulunuyor. Öyle ki sultanlar bu zincire çarpmamak için başlarını eğerek camiye girer; bu yolla Allah’ın camiye giren herkesin Allah’ın önünde eşit olduğu hatırlanırmış.
Topkapı Sarayı
Tarihi yarımada gezilecek yerler listemizin bir diğer görkemli durağındayız. Boğaz, Haliç ve Marmara’ya yukarıdan bakan Topkapı Sarayı, içindeki zengin koleksiyonlar ve hikâyelerle örülü tarihiyle dünyadaki görülmeye değer saraylarından biri. Topkapı Sarayı, imparatorluk döneminde hem Osmanlı padişahlarının sarayı hem de devletin yönetim merkezi olmuş. Haliyle burada tarihe damga vuran olay ve hikâye yaşanmış. Kısacası İstanbul’daki -her biri övgüye değer- saraylar içinde Topkapı Sarayı’nın yeri hep ayrı olmuş. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1460-1478 döneminde yaptırılan ve zaman içinde farklı alanların eklendiği sarayda, hem padişahlar hem de saray halkı 19. yüzyıl ortalarına kadar yaşamayı sürdürmüş. Topkapı Sarayı, Cumhuriyet’in ilanının ardından 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle müzeye dönüştürülmüş. Bugün Topkapı Sarayı Müzesi olarak da anılan saray, tarihi yarımada gezi rotası içindeki en önemli duraklardan biri.
Beyazıt Meydanı – İstanbul Üniversitesi
Bizans İmparatorluğu döneminde vaktinin en büyük meydanlarından olan Beyazıt Meydanı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray meydanıydı. Bugün Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden İstanbul Üniversitesi burada yer alıyor ve okulun tarihi giriş kapısı, Beyazıt Meydanı’nın sembollerinden biri. Tarihi yarımadanın tam ortasında konumlanan Beyazıt Meydanı, kuşkusuz İstanbul’un tarihi ve kültürel kimliğinin en önemli parçalarından biri.
Tarihi yarımadaya nasıl gidilir?

İstanbul’daki okurlarımız için hızla bir yol tarifi yapacağız. Ancak İstanbul’da değilseniz hızlı bir plan yapmak için ilk adres, artık bildiğiniz üzere İstanbul uçak bileti sayfamız.
Şimdi hali hazırda İstanbul’da olan okurlarımız için tarihi yarımadaya nasıl gidilir, ona bakalım. Ayrıca İlk kez gelenler için İstanbul ulaşım rehberi konulu yazımızı da buraya bırakalım.
Tarihi yarımadaya toplu taşımayla gitmek en makul seçenek. Tramvay, Marmaray ve şehir hatları vapuru ile buraya kolaylıkla ulaşılabiliyor. Marmaray Sirkeci durağında inerek tramvaya aktarma yapabilir veya yürümeyi tercih edebilirsiniz. Tramvay kullananlar ise Sultanahmet yahut Beyazıt durağında inerek yarımadanın merkezinden tura hızla başlayabilirler.