Sanatçıları buluşturan sokaklar

İstanbul, dünyanın her yerinden sokak sanatçılarını buluşturan dev bir sahne. Kadıköy’ü, Karaköy’ü, İstiklal Caddesi, Galata’sı ya da Bakırköy’ü…
Kalitesi ve sanatsal içeriği tartışıladursun sokak müziği sadece İstanbul’da değil tüm dünyada hızla gelişmeye devam ediyor. Sokak müziği yapmak ise artık modern bir şehir uğraşı ve ifade biçimi. Bu sanat, izleyiciyle sanatçıyı aracısız bir şekilde bir araya getiren özel bir gösteri.
Biz, sokak müzisyenliğinin izini İstanbul’un kalbi Taksim ve onun da kalbi İstiklâl Caddesi’ne sürdük. Daha metroda kulaklarımıza yerleşmeye başlayan bağlama sesi bizi caddenin ortasında belki bir daha bulacak… Galata’ya inene kadar kimi zaman bir türküye, kimi zaman bir şarkıya eşlik ettik.
Müzisyenler neden sokakta?

Kimi zaten müzisyen kimi hobi için sokakta. Geçim derdinde olan da var, eğlenmek için sokağa çıkan da. Ortak nedenleri ise maneviyat. Değişik kültürlerden insanlara müziklerini dinletmek ve sanatlarıyla buluşturmak onlar için büyük fırsat.
Ya da İstiklal Caddesi’nde tarihe tanıklık etmiş binaların gölgesinde çalmak ve söylemek…
Herkesin görmesini istemekten başka hiçbir şey beklemeden icra edilen bu sanat için yapılan araştırmalar da bunu destekliyor.
Araştırmalara göre sokak şarkıcılarının çoğu para kazanmaktan çok müziğini insanlarla buluşturmak için sokağa çıkıyor.
Bazısı kimine göre şanslı. İçlerinde meşhur olanları da var. Sokaktan gerçek sahnelere transfer olanları yani. Mesela Fatih Akın’ın filminde de karşımıza çıkan Siya Siyabend.
Peki ya siz neden sokakta dinliyorsunuz? Çünkü fark yok!

Sokak müziğine denk gelince o anın tadını çıkaranlardansanız yanınızda duran kişinin hangi sosyo-kültürel ya da sosyo-ekonomik sınıfa dahil olduğu umrunuzda mı? Hangi sınıftan olduğunu fark eder mi? Herkesin ortak alanı sokaklar müzikle herkesi yan yana durmaya itiyor. Hatta bununla da kalmıyor bir şarkıya ortak olmaya davet ediyor. Nereli olursanız olun. İster Türk, ister Arap ister Rus ya da başka bir millet. Sokaklar, sizi müziğin koskocaman kalbinde buluşturuyor. Sokak müziği yapanın da izleyenin de dili önemli değil. Çünkü onlara ses olabilecek enstrümanları ya da alkışları var. Hele bir de bilindik bir şarkı çalıyorsa, farklı insanların o an ortak bir dil oluşturup şarkıya eşlik ettiğini, mutluluğu paylaştığını düşünün. Bu büyüyü en güzel yaşayabileceğiniz şehir İstanbul!
Sahne tozu burada farklı!

Herkesi aynı hizaya sokan sokakların parlak sahne ışıkları yok belki. Sahne tozunun yerini sokak tozu alıyor. Program da yok. Her şey ânın getirdiği gibi. Doğal ve kendi akışında.
Taksim’den Galata’ya indikçe müzik türü de müzisyeni de çeşitlenmeye başlıyor. 22’sinde genç delikanlı Klarinetçi Murat da Taksim’de, 50 yaşındaki kemençe çalan Remzi Amca da.
Yürürken size yanık bir türkü de eşlik edebiliyor, arya da. Horon çalanı da horon tepeni de görebileceksiniz. Flamenko yapanı da izleyeceksiniz, öğrenmeye çalışanı da.
Birlikte söyleyeni olduğu kadar, istek alanı da var. Murat’ın klarinetiyle Sezen Aksu’nun “İstanbul İstanbul Olalı” şarkısını defalarca çalması ondan.
Cadde ortasına indikçe metroda kulağımıza yerleşen bağlama işte tam da burada. Galatasaray Lisesi’nin az ilerisinde yakalıyor bizi yeniden. Hemen yakınında ise Kızılderililer! Neden şaşırdınız? Siz, İstanbul’dasınız.
Tüm kültürleri kucaklayan bu koskocaman kalbi olan şehirde siz de hemen yerinizi alın. En azından dinleyici olarak. Maddi destek vermek istemezseniz yapacağınız çok basit bir şey var; Alkışlamak. Zaten karşınızda duran sanatçıların en büyük beklentisi de bu.
Story ayağınıza geldi!
Yazımızın öne çıkan bölümlerini sosyal medya hesaplarınızda paylaşmak için hazırladığımız görselleri indirebilirsiniz. Bunun için Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefonlarınızla paylaşmak istediğiniz story’nin üzerine basılı tutun ve gelen menü aracılığıyla görseli akıllı telefonunuza kaydedin veya paylaşın.


