Kurban Bayramı tatilini fırsat bilmiş ve bu güzel şehre 5 gün için kaçmıştık. Konaklama için; tavsiye üzerine ve fazla seçenek olmaması sebebiyle -Sanırım tüm Türkiye tatil için oradaydı!- yer bulabildiğimiz Praktik Garden’i tercih ettik. İki yıldızlı otelin çatı katındaki apart dairesinde kaldık ve küçük ama şirin otelimizi kısa sürede benimsedik. Şehrin en önemli caddelerinden Avinguda Diagonal’a sadece 10 dakika yürüme mesafesinde olması otelin en büyük avantajlarındandı. Fiyat açısından da uygun olan bu oteli sizlere de tavsiye ederim. Benim için kentin küçük kafelerinde spontane kahvaltı programları her zaman çok daha keyifli olmuştur. O yüzden size de kahvaltıyı otelde almak yerine şehir sakinlerini gözlemleme ve yöresel kahvaltı lezzetlerini deneme imkanı sunan kafelerde kahvaltı yapmanızı öneririm.

Teleferik ile kuşbakışı Barselona ve MNAC
İlk gün Barselona’yı kuş bakışı görmek için şehrin en yüksek noktalarından Montjuic Tepesi’ne teleferikle çıkmaya karar verdik. Aracın kırmızı şirin görüntüsüne aldandık demek daha doğru olabilir. İnanılmaz derecede yavaş ilerleyen teleferik sırasında 1,5 saat bekledikten sonra 15 dakikada tepeye varmamız üzücü oldu. O kadar zaman kaybettikten sonra kısacık süren yolculuğumuzun hayal kırıklığını atlatmak adına dondurma yerken kenti yukarıdan izleyip bir sürü fotoğraf çektik. Buraya taksiyle de çıkabileceğimizi öğrenince teleferiğin yanlış bir seçim olduğuna iyice emin olduk. Taksiye atlayıp eskiden saray şimdi ise müze olan MNAC’ı görmek üzere tekrar yola çıktık. MNAC Barselona’da görülmeyi en çok hak eden yerlerden biri. Önündeki şelale ile bütünleşen saray, gece su gösterileri ile daha da ihtişamlı bir hal alıyor. Bolca resim çekilerek ana meydana kadar yürümek oldukça keyifliydi.
Park Güell
Güell Ailesi’nin soyluluk göstergesi olarak Gaudi’ye yaptırdığı bu park, Barselona’nın oldukça turistik yerlerinden biri. Parkın girişince bulunan mozaik ejderha parkın en önemli simgelerinden olmuş. Fotoğraf çekerken ihtiyar bekçiden azar işitmemek için mozaik işlemelere basmamaya dikkat edin.
“Bitmeyen Kilise” Sagrada Familia

1882 yılında şehrin ünlü mimarı Gaudi tarafından yapılmaya başlanan ve toplam 18 kulesinin olması planlanan kilise, Gaudi’nin uzaktan nasıl göründüğüne bakmak için yürürken tramvayın altında kalıp ölmesi ile yarım kalmış. Hala yapımı devam eden ve 2022’de tamamlanması planlanan Sagrada Familia bitmeye pek de niyetli değil. İçeri girmek için yine uzunca bir kuyrukta beklemek zorunda olduğumuzu anlayınca, kilisenin tam karşısındaki kafeye oturma ve kiliseyi uzaktan izleyerek keyif yapma kararı aldık. Kiliseyi peri bacalarına benzeterek ve değişik süslemeleri birbirimize göstererek kafede 1 saat vakit geçirdik. Sagrada Familia’dan sahile ‘havanın güzelliğini kaçırmamak için yürüme’ fikrini sunan anneme buradan sevgilerimi yolluyorum! Bir buçuk saat boyunca sahile ulaştık ulaşamadık derken yollarda mahvolduk. O yürüyüşten olumlu hatırlayabildiğim tek şey, karşımıza çıkan bir pastaneden aldığımız beze! Devasa boyuttaki beze, içindeki aroma ve iri iri fındıklarla, itiraf etmeliyim ki Türkiyedekilerden çok daha güzeldi. Muhteşem bezenin tadı hala damağımda.
Port Olimpic
Uçsuz bucaksız kumsallar, plaj voleybolu oynayan gençler ve denize giren insanlar ile Barselona’nın enerjisini bir kez daha hissederek bütün yorgunluğumu unuttum. Yat limanına yürüdükten sonra küçük şirin restoranların hangisine girsek diye bakınırken ‘Merhaba kardeş!’ diye seslenen Faslı bir garson karar verme aşamasına yardımcı oldu. Deniz ürünlerinden oluşan menü oldukça zengin ve lezzetliydi. Domatesli ekmek, kalamar tava, buharda midye, somon ızgara ve krem brule yedikten sonra neşemiz iyice yerine geldi. Bu muhteşem yemekleri tatmak isterseniz muhakkak Port Olimpic’te bulunan La Taberna Gallega’ya gitmenizi tavsiye ederim.
La Rambla ve çevresi
Bu cadde özellikle akşamları daha keyifli hale gelen, Beyoğlu’ndaki İstiklal Caddesi’ni andıran oldukça hareketli bir yer. Dondurmacılar Roma’dakilerden sonra unutulmazlar listeme eklendi! Cheesecake’li dondurma ise favorim. La Rambla da yürürken La Boqueria marketine girip meyve ve sebze şölenini görmeden geçmeyin.
Seyahatinden aklımda kalan ve önerebileceğim, La Rambla’ya yürüme mesafesindeki diğer yeme-içme mekanları:
- Boca Grande: Yemek menüsü çok zengin olmayan fakat lezzetleri yerinde olan bu restoranda en önemli nokta tuvaleti. Muhakkak görülmesi gereken bu tuvalet geceleri birçok partiye ev sahipliği yapıyormuş. Yemek olarak Fish&Chips ve Tuna Tartare enfesti.
- Hotel Majestic Roof: Tepeden Barselona manzarası ile keyifle içeceğinizi yudumlayacağınız bir yer.
Günübirlik turlar
Zamanınız varsa Barselona’nın çevresindeki önemli yerleri de muhakkak günübirlik turlarla görmelisiniz. El Corte Ingles’in önündeki meydanda yer alan Information Center’den satın alabileceğiniz turlar biraz pahalı olsa da pişman olmayacaksınız. Tur otobüsleri El Corte Ingles’in önünden sabah 8:30’da kalkıyor. Biz Girona ve Montserrat turlarıyla oldukça tatmin olarak gezimizi tamamladık. Kelimelerle anlatmakta zorlanacağım için fotoğraflarıma bakarak bu turlar hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Özellikle Montserrat tren ve füniküler ile çıkılan çok etkileyici bir yer. Hıristiyanlar tarafından kutsal kabul edilen Hz. Meryem’in siyah olan heykeli burada bulunuyor.
Özetle, Barselona’ya gittiğinizde “mutlaka görün” diyeceğim yerler:
- Port Olimpic
- Sagrada Familia
- Park Güell
- MNAC
- La Rambla
- Avinguda Diagonal
- Montserrat
- Girona