More
    Ana SayfaSeyahat fikirleriYenilenmeAntik Roma’dan günümüze şifalı bir keyif: Kütahya kaplıcaları

    Antik Roma’dan günümüze şifalı bir keyif: Kütahya kaplıcaları

    Binlerce yıldır Anadolu’nun kalbinde şifa dağıtan sularıyla Kütahya kaplıcaları, tarih boyunca hem bedenin hem ruhun ilacı olmuş. Antik Roma döneminden beri kullanılan bu doğal kaynaklar, zamanla Selçuklu’nun efsanelerine, Osmanlı’nın geleneklerine ve Cumhuriyet’in modern sağlık yatırımlarına ev sahipliği yapmış. Bugün ise hem sağlıklı bir mola arayanların hem de termal turizmin izini süren gezginlerin gözdesi. Bu rehberde, Kütahya kaplıcalarının tarihçesinden şifa dağıtan sularına bir keşfe çıkıyoruz. Siz de yolculuğunuzu planlamak isterseniz, Kütahya uçak biletinizi hemen alın ve bu eşsiz termal deneyime bir adım daha yaklaşın.

    Turkish Airlines Blog
    Turkish Airlines Blog

    Yazar ekibimiz tarafından yönetilen bu hesapla, seyahat tutkunları ve keşif meraklılarının keyif alacağı blog içerikleri üretiyoruz.

    Özenle hazırladığımız içeriklerimiz aracılığıyla ilham vermeyi, bilgilendirmeyi, heyecanlandırmayı, eğlendirmeyi ve küçük ipuçları ile yolculuğunuzu kolaylaştırmayı amaçlıyoruz. Aynı zamanda yola çıkmanın yenileyici ve özgürleştiriciliğini sizlere tekrar hatırlatmak istiyoruz.

    Çünkü Tolstoy'un dediği gibi: “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar; Ya bir insan bir yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir...”


    Antik Roma’dan günümüze Kütahya kaplıcaları

    Kütahya ve çevresindeki kaplıcalar binlerce yıldır şifa arayanların uğrak noktası. Antik Roma döneminden bu yana kullanılan bu sıcak su kaynakları Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de önemini korudu. Özellikle Yoncalı Kaplıcaları’nın geçmişi Roma İmparatorluğu’na kadar uzanıyor. Rivayete göre, savaş dönemlerinde askerlerin yaralarını ve hastalıklarını iyileştirmek için Yoncalı’daki hamamlar kullanılmış. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Yoncalı’da kaplıca suyunun keşfedilmesi efsanevi Gülümser Hatun hikâyesiyle anılıyor. Sultan I. Alaaddin Keykubat’ın hasta kızı bu sularda şifa bulunca, Sultan 1233 yılında bölgeye bir hamam ve cami inşa ettirmiş.

    Osmanlı döneminde Kütahya kaplıcaları halk arasında yaygın bir şifa ve sosyal buluşma merkeziydi. Kendisi de aslen Kütahyalı olan ünlü seyyah Evliya Çelebi 17. yüzyılda Simav yakınlarındaki Eynal Kaplıcaları’nı ziyaret etmiş ve burada ‘’böylesi dünya üzerinde yoktur’’ diyerek yedi ayrı şifalı hamamdan bahsetmiş. Evliya Çelebi’nin aktardığına göre her bir hamam farklı bir derde deva olmakta, halk her yıl temmuz ayında bu kaplıcalara akın ederek hem şifa bulup hem eğlenmekteymiş. Cumhuriyet döneminde de Kütahya kaplıcaları önemini sürdürmüş, modern tesisleşme ile birlikte sağlık turizmine hizmet etmeye devam etmiş. Örneğin; Yoncalı’da 1991 yılında açılan 200 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi gibi yatırımlar, kaplıcaların tedavi amaçlı kullanımını kurumsallaştırmış. Günümüzde Kütahya, termal mirasını modern tesislerle birleştirerek geçmişten gelen bu şifa geleneğini yaşatıyor.


    Kütahya’daki başlıca kaplıca merkezleri

    Kaplıca kelimesi Türkçe kaplı ılıcadan türetilmiş

    Kütahya, sahip olduğu çok sayıdaki kaplıca ile âdeta bir termal cennet konumunda. Her biri farklı mineral içerikleri ve tedavi edici özellikleriyle öne çıkan başlıca kaplıca merkezleri şunlar:

    Yoncalı Kaplıcaları

    Kütahya şehir merkezinin 16 km batısında yer alıyor. Suyu 40°C civarında sıcaklıkta olup kireçlenme, eklem romatizmaları, iltihaplı eklem hastalıkları, yumuşak doku romatizmaları, nörolojik rahatsızlıklar ile travma ve spor yaralanmalarının tedavisinde fayda sağlayabilir. Osmanlı döneminden beri şifa dağıtan Yoncalı, günümüzde hem tedavi hem dinlenme amaçlı tercih ediliyor.

    Ilıca Kaplıcaları

    Kütahya’nın kuzeyinde, çam ormanları arasındaki bu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 25-43°C arasında değişiyor. Ilıca’nın mineralli suları romatizma, kronik bel ağrısı, eklem ve yumuşak doku hastalıkları, ortopedik rahatsızlıklar ve beyin cerrahisi sonrası rehabilitasyonda tamamlayıcı tedavi olarak kullanılıyor. Kalsiyum ve florür içeren bu suların, yaşlılarda osteoporoza da iyi geldiği biliniyor.

    Simav Eynal Kaplıcaları

    Kütahya’nın güneybatısında, Simav ilçe merkezine 4 km mesafedeki Eynal’daki kaplıca suyunun sıcaklığı 70-80°C civarında. Bu yüksek sıcaklıklı su, romatizma, kronik bel ağrısı, eklem ve kas hastalıkları, ortopedik operasyon sonrası rehabilitasyon, sinir sistemi bozuklukları ve spor yaralanmalarında destekleyici tedavi sağlıyor. Eynal, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde övgülere mazhar olmuş ve ‘’dünyada birçok kaplıca gezdim gördüm ama bunun gibisini görmedim’’ dedirtecek kadar ünlü bir merkez. Günümüzde Eynal, sessiz ve huzurlu ortamıyla da sağlık turizmi açısından önemli bir destinasyon.

    Emet ve Dereli Kaplıcaları

    Kütahya’nın batısında, Emet-Tavşanlı yolu üzerinde Günlüce Köyü’nde bulunan Dereli Kaplıcası, 38-40°C sıcaklıkta suya sahip. Bu termal suyun eklem romatizması, osteoporoz, kas iltihapları ve ağrıları, sinirsel hastalıklar, spor yaralanmaları ve bazı hareket bozukluklarına iyi geldiği ifade ediliyor. Emet ilçe merkezindeki Emet Kaplıcaları ise 43-48 °C sıcak suyu ile özellikle romatizmal hastalıkların kronik dönemlerinde fayda sağlıyor; ayrıca mide, bağırsak, karaciğer ve safra kesesi gibi iç organ rahatsızlıklarında olumlu etkiler gösteriyor. Bölgede ayrıca tarihî dokusunu koruyan Emet Osmanlı Hamamı, ziyaretçilere yüzyıllardır değişmeyen geleneksel bir şifa atmosferi sunmaya devam ediyor.

    Gediz ve Murat Dağı Kaplıcaları

    Gediz ilçe sınırlarındaki Murat Dağı Termal Merkezi, 1450 metre rakımda ormanlar içinde yer alıyor. Sularının sıcaklığı 37-43°C ve başta romatizma olmak üzere cilt hastalıkları, kadın hastalıkları, sinir ve kas rahatsızlıklarına şifa sunuyor. Murat Dağı aynı zamanda Türkiye’nin ilk termal kayak merkezi olarak kış turizmi açısından da benzersiz bir destinasyon.

    Kütahya sadece büyük merkezleriyle değil, her köşesinde yer alan butik kaynaklarıyla da şaşırtıyor. Şehir merkezine yakınlığıyla bilinen Yenice Şifa Hamamı, yerel halkın vazgeçilmez bir durağı olarak kısa süreli yenilenme molaları için ideal bir alternatif sunuyor. Gediz Ilıcası, Simav Naşa, Simav Çitgöl, Hisarcık Esire ve Tavşanlı Göbel gibi daha birçok noktaya yayılmış bu kaynaklar, Kütahya’yı Anadolu’nun en kapsamlı şifa duraklarından biri hâline getiriyor.


    Termal turizm açısından Kütahya’nın önemi ve diğer merkezler

    Türkiye, jeotermal kaynaklar açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri ve Kütahya bu alanda ülke içinde özel bir konuma sahip. İlin farklı noktalarında resmî olarak ilan edilmiş 9 ayrı Termal Turizm Bölgesi bulunuyor ki bu sayı Türkiye’de bir il için en yüksek rakam. Sağlık turizminin önde gelen merkezlerinden Kütahya, toplam 9 kaplıcasıyla şifalı sular arayanlara önemli bir alternatif sunuyor.

    Türkiye’de termal denince akla ilk gelen şehirlerden biri Afyonkarahisar. Afyon, çok sayıdaki lüks termal oteli ve mineral bakımından zengin kaplıca sularıyla uzun yıllardır popüler. Bizans döneminden beri kullanılan kaplıcaları pek çok soruna iyi gelmesiyle tanınıyor. Ankara-Haymana ise dünyanın en önemli şifa kaynaklarından biri kabul edilen kaplıcalara sahip. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de şifa dağıtan Haymana kaplıca suyu mineral zenginliği ile ünlü. Marmara Bölgesi’nde Yalova, Atatürk’ün de desteğiyle gelişmiş tarihî termal tesisleriyle bilinirken, Bursa ve Balıkesir gibi iller de köklü kaplıca kültürüne sahip. Bu geleneksel merkezler arasında Kütahya, belki biraz daha az tanınsa da termal kaynak çeşitliliği ve yaygınlığı bakımından öne çıkıyor. Kütahya’nın kaplıcaları daha sakin ortamlarda, doğal peyzaj içinde konumlanmıştır ve kitle turizminin yoğun olduğu yerlere göre daha huzurlu bir deneyim sunuyor. Kaplıca merkezlerine daha genel bir bakış için Türkiye’nin en iyi termal turizm merkezlerini derlediğimiz yazımıza göz atabilirsiniz.

    Kütahya ayrıca yenilikçi bir şekilde termal turizmi farklı aktivitelerle birleştirme potansiyeline sahip bir bölge. Örneğin Gediz’deki Murad Dağı Termal Merkezi, kışın kayak yapıp ardından doğal termal havuzlarda dinlenme olanağı sağlayan Türkiye’nin ilk termal kayak merkezi olma özelliğine sahip. Bu tür farklılaşmış deneyimler, Kütahya’yı diğer termal destinasyonlar arasında özel bir yere koyuyor. Sonuç olarak, Kütahya termal turizminin lokomotif illerinden biri olarak, gerek kaplıca sayısı gerekse doğal, tarihi zenginlikleri ile Afyon, Yalova, Ankara gibi merkezlere güçlü bir alternatif sunuyor.


    Kütahya’ya ulaşım

    Kütahya şehir panaroması

    Kütahya’ya hava yoluyla ulaşım için en yakın seçenek, Kütahya-Afyon-Uşak illerine ortak hizmet veren Zafer Havalimanı. Havalimanı, Kütahya şehir merkezine yaklaşık 40 km mesafede yer alıyor. Zafer Havalimanı’ndan şehir merkezine ve çevre ilçelere ulaşım için çeşitli transfer imkânları mevcut. Uçak saatlerine göre organize edilen servis otobüsleri yolcuları Kütahya merkeze ulaştırıyor. Bunun dışında terminal çıkışında taksi bulmak da mümkün ve yaklaşık 30-40 dakikalık bir yolculukla şehir merkezine ulaşılabilir.

    Kütahya şehir merkezinden kaplıca bölgelerine ulaşım ise karayoluyla sağlanıyor. Yoncalı Kaplıcaları şehirden 16 km mesafede olduğu için belediye otobüsü veya minibüslerle düzenli seferler yapılıyor. Simav Eynal Kaplıcaları’na ilçe merkezinden sık aralıklarla dolmuş ve otobüsler kalkıyor. Özel araç ile seyahat edenler, Kütahya’nın termal noktalarına yönlendirme tabelaları sayesinde kolaylıkla ulaşabilirler. Yol durumları genellikle iyi olup, kış aylarında Murad Dağı gibi yüksek kesimlere giderken uygun lastik ve zincir bulundurmak tavsiye edilir.


    Kaplıca dışında görülecek yerler ve yöresel lezzetler

    Aizanoi Antik Kenti’nden bir kare

    Kaplıcaların tadını çıkardıktan sonra Kütahya ve çevresinde keşfedebileceğiniz zengin tarihî ve doğal güzellikler sizi bekliyor:

    Aizanoi Antik Kenti:

    Kütahya il merkezine yaklaşık 60 km mesafedeki Çavdarhisar ilçesinde, Frigya ve Roma medeniyetlerinin mirasını taşıyan Aizanoi Antik Kenti bulunuyor. Burada dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından biri yükseliyor. Tapınağın yanı sıra antik stadyum-tiyatro kompleksi, sütunlu Roma caddesi, devasa hamam yapıları ve hatta dünyanın ilk borsa binası kalıntıları ziyaretçileri âdeta bir açık hava müzesinde yolculuğa çıkarıyor. Arkeoloji meraklılarının mutlaka görmesi gereken Aizanoi, Kütahya’nın 5000 yıllık tarihine ışık tutan en önemli hazinelerden biri.

    Frig Vadisi:

    Kütahya-Eskişehir karayolunun 26. kilometresinden başlayıp Ovacık köyüne dek uzanan Frig Vadisi, doğal kayalık arazisi ve tarihi kalıntılarıyla Kapadokya’yı andıran bir atmosfere sahip. Vadide kayalara oyulmuş çok sayıda açık hava tapınağı, Ana Tanrıça Kibele’ye adanmış kabartmalar, savunma amacıyla yapılmış kaya kaleleri, mağara biçiminde barınaklar ve Bizans dönemine ait kilise-şapel kalıntıları yer alıyor. Frigya uygarlığının izini sürebileceğiniz bu vadide yürüyüş yapabilir, Türkiye’nin en yaşlı anıt ağaçlarından biri olduğu tahmin edilen 1000 yaşındaki Kestane Ağacı’nı görebilirsiniz. Doğa ve tarih tutkunları için Frig Vadisi eşsiz bir keşif rotası sunuyor.

    Kütahya şehir merkezi:

    Tarihi dokusunu koruyan Kütahya merkezinde de gezilecek pek çok yer var. Şehrin simgelerinden Kütahya Kalesi, Hisar Tepesi üzerinde surlarıyla şehre hakim bir manzara sunuyor. Antik çağlardan beri yerleşim görmüş bu kalede Bizans, Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı izleri bir arada görülüyor. Kale içinde 40 yıl önce inşa edilmiş ve halen hizmet veren Döner Restoran adındaki dönen restoran, ziyaretçilere kenti kuşbakışı izleme imkânı sağlıyor. Kaleden aşağıya indiğinizde Osmanlı mimarisinin güzel örneklerini barındıran Germiyan Sokak’ta 18. yüzyıldan kalma geleneksel Kütahya evlerini görebilirsiniz. Şehir merkezinde ayrıca Kütahya’nın dünyaca ünlü çini ve porselen geleneğini tanıyabileceğiniz Çini Müzesi ve arkeoloji müzesi de ziyaret edilmesi gereken yerler. Ünlü gezgin Evliya Çelebi’nin doğum yeri olan bu şehir, onun anısına Evliya Çelebi Kültür ve Araştırma Evi’ne de ev sahipliği yapıyor. Eğer zamanınız varsa, Kütahya kent merkezindeki tarihî camileri, özellikle 14. yüzyıldan kalma Ulu Cami ve çinileriyle ünlü İshak Fakih Camii gibi yapıları da ziyaret edebilirsiniz.

    Kütahya ayrıca Kurtuluş Savaşı tarihinde önemli yeri olan topraklara sahip. Şehir merkezine 80 km mesafedeki Dumlupınar ilçesi, 30 Ağustos 1922’deki Başkomutan Meydan Muharebesi’nin geçtiği yer olarak büyük bir şehitlik ve Zafer Anıtı barındırıyor. Yine Emet ilçesindeki Eğrigöz Kalesi, bir dönem Eflak Voyvodası Kazıklı Voyvoda’nın esir tutulduğu yer olduğuna dair efsaneyle öne çıkıyor.


    Kütahya’da ne yenir?

    Çorba yapımında kullanılan kırmızı renkli tarhana
    Çorba yapımında kullanılan kırmızı renkli tarhana

    Kütahya, mutfak kültürüyle de sizi memnun edecek lezzet duraklarına sahip. Şehrin en ünlü çorbalarından biri Kızılcık Tarhanası. Kırmızı renkli bu tarhana çorbası, kızılcık meyvesiyle hazırlandığından hem rengi hem de vitamin değeriyle dikkat çekiyor. Bir diğer doyurucu çorba Sıkıcık Çorbası olup; tarhana, bulgur, et suyu, yoğurt gibi malzemelerle hazırlanan bu yoğun kıvamlı çorba adeta bir ana yemek gibi. Ana yemeklerde Cimcik Mantısı Kütahya’nın imza yemeklerinden. Elde açılan minik hamur parçalarının kaynatılıp sarımsaklı yoğurt ve tereyağlı sosla sunulduğu, içi boş mantı görünümündeki bu yemek damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor. Kıymayla fırında pişen Sini Mantısı da kalabalık sofraların gözdesi. Et severler için Kütahya Güveci mutlaka tadılmalı. Kuzu eti, sebzeler ve baharatların toprak güveç kapta saatlerce fırınlanmasıyla hazırlanan bu yemek, yavaş pişme tekniği sayesinde lokum gibi yumuşak ve çok lezzetli oluyor. Hamur işlerinden Haşhaşlı Gözleme ve ıspanaklı şöbiyet tarzı Ispanaklı Şibit, bölgede yetişen haşhaş ve sebzelerin enfes tatlarını yansıtıyor. Ayrıca Dolamber Böreği, Ilıbada Dolması, Gediz Tarhanası ve Tutmaç çorbası gibi lezzetler de Kütahya’nın denenmesi gereken yöresel yemekleri arasında. Şehir merkezindeki tarihî konak restoranlarda veya kaplıca otellerinin mutfaklarında bu yerel tatları bulabilirsiniz.

    Sonuç olarak, Kütahya’nın şifalı kaplıcaları antik çağlardan beri insanlığa hizmet eden doğal hazineler. Bugün bu şifalı kaplıcalar modern çağın konforuyla harmanlanmış durumda. Eğer hem sağlık bulup hem de kültürel ve doğal güzellikler keşfetmek istiyorsanız, Kütahya kaplıcaları sizi bekliyor. Roma’nın ayak izlerinden Selçuklu efsanelerine uzanan bir tarihe tanıklık edebilir, termal sularda yenilenebilir ve Kütahya’nın gönül doyuran lezzetleriyle tanışabilirsiniz.

    *Blogumuzda yer alan bu yazının tarihi bazı güncellemelerden dolayı yeni görünüyor olabilir. Yazının içeriği yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır ve yazıda yer alan fiyat, ulaşım gibi bazı bilgilerin değişmiş olması mümkündür. Göz önünde bulundurmanızı rica ederiz.

    Bunlar da var!