Türkiye Cumhuriyeti’nin kalbi: Ankara

Şehir isimlerinin hikayeleri listemizin ilk sırasında başkent Ankara var. Ankara ilk çağlardan itibaren farklı medeniyetlerin var olduğu bir şehir. Bölgede yerleşik yaşamın Neolitik ve Bakır Çağı’ndan başladığı biliniyor. Bir dönem Hititlerin hüküm sürdüğü bölge, bir süre sonra Kral Midas liderliğindeki Frigler tarafından ele geçiriliyor. İlk olarak, Friglerin buraya “gemi çapası” anlamına gelen “Ankyra” ismini verdiği kabul ediliyor. Ancak bazı kaynaklara göre, Friglerden sonra Orta Avrupa boylarından Galatların bölgeye göç ederek, buraya “Ankyra” ismini verdiği de söyleniyor. Bizanslılara da ev sahipliği yapan bu önemli şehir, 1071 Malazgirt Savaşı’nın ardından Türklerin hakimiyetine geçiyor. Malazgirt Zaferi Anadolu’nun kapılarını Türk halkına aralarken, kentin adı zaman içinde Ankara’ya evriliyor.
Tarihe damga vuran bir şehir: Roma

Tarihin en önemli merkezlerinden Roma, zaman içinde Latinler ve Etrüskler gibi farklı halklara ev sahipliği yapıyor. Şehrin efsanevi bir hikâyesi de var. Buna göre Roma, M.Ö. 753 yılında Romulus ve Remus adlı ikiz kardeşler tarafından kuruluyor. Efsane o ki bu kardeşler bir dişi kurt tarafından büyütülüyor. Bir noktada iki kardeşin arası bozuluyor ve Romulus, kardeşi Remulus’un hayatına son veriyor. Ardından ilk işi ise şehre kendi ismini vermek oluyor: Roma.
Barselona isminin tarihi yolculuğu

Bir diğer şehir ismi hikâyesi Akdeniz’den. Hareketli liman kenti Barselona, tarihin farklı dönemlerinde Fenike, Kartaca, Roma ve Endülüs Emevileri’nin denizcilik faaliyetlerine ev sahipliği yapıyor. Bu sayede Barselona önemli bir ticaret kenti haline geliyor. Tarihte M.Ö. 1. yüzyılın sonlarına gelinirken, “Feventia Julia Augusta Pia Barcino” isimli Roma kolonisi bu bölgeyi fethediyor. Bunun üzerine şehre “Barcino” denmeye başlanıyor. Kentin adı, Endülüs Emevileri döneminde Barselona’ya evriliyor ve öyle de kalıyor.
Byzantion’dan İstanbul’a

Tarihi şehir isimleri listemizin bu adımında dünyanın kalbi İstanbul’dayız. İstanbul, çağlar boyunca farklı isimlerle anılmış. Antik Yunan döneminde şehrin Byzantion olarak anıldığı biliniyor. Bu ismin de şehri kuran Megaralı lider Byzas’tan geldiği sanılıyor. Zaman içinde şehre Roma İmparatorluğu hükmetmeye başlıyor ve Büyük Konstantin, imparatorluğun merkezini buraya taşıyor. 300’lü yıllarda İstanbul, “Konstantin’in Şehri”, yani Konstantinopolis olarak anılmaya başlanıyor. Bu yeni isim, şehrin Doğu Roma’nın yeni başkenti olduğunu ifade etmesinin yanında imparatora da övgü niteliği taşıyor. İstanbul tarih boyunca hem batı hem de doğu dünyası için önemli bir kesişim noktası, bir merkez olarak önem taşısa da 1453’te Fatih’in fethiyle yeni bir dönem başlıyor. Osmanlı Devleti ve halkı şehre yerleştikçe, kente “İslam’ın merkezi” anlamındaki “İslambol” ifadesi yakıştırılıyor. Zamanla bu ifade, kökeninin Yunanca “şehre doğru” anlamındaki “stinpolis” kelimesine dayandığı düşünülen “İstanbul” adına evriliyor. İstanbul’un şehir ismi hikayesi de böylece sonlanıyor.
‘Akan nehir’: Londra

Şehir isimlerinin tarihçesi demişken Londra’ya uğramadan olmaz. Dünyanın en dinamik metropollerinden Londra’nın isim hikayesi de Romalılarla başlıyor. Roma İmparatorluğu Britanya’ya hükmetmeye başlıyor ve Londinium, Thames Nehri etrafında kuruluyor. Bu bilgi kesin olmasa da Londinium ifadesinin “akan nehir” anlamına geldiği sanılıyor. Londinium hızla büyüyor ve Roma İmparatorluğu’nun önemli liman kentlerinden biri haline geliyor. Anglosakson etkisiyle Londinium ismi önde Lundenwic’e, sonra Londra’ya evriliyor.
Parisiiler şehri Paris

Aşıklar şehri Paris’in hikâyesi, Seine Nehri kıyılarında yaşayan Kelt kabilesi Parisii ile başlıyor. O dönemde şehir, “Lutetia” adıyla anılıyor. Roma İmparatorluğu’nun bölgeyi kontrol altına almasının ardından şehre “Civitas Parisiorum” (Parisiilerin Şehri) adı veriliyor. “Civitas Parisiorum” ismi zaman içinde dönüşüyor ve “Paris” olarak kısalıyor.
Atina’nın mitolojik hikâyesi

Tarihi şehir isimleri denince akla gelen bir diğer merkez Atina. Mitolojiye göre şehir ismi hikayesi, akıl ve savaş tanrıçası Athena’dan geliyor. Athena ile Poseidon, kentin koruyucusu olmak için kıyasıya yarışıyor. Hikaye şu: Poseidon üç dişli yabasını kayaya vurur ve vurduğu yerden sular akmaya başlar. Bunun üzerine Athena yaldızlı mızrağını yavaşça yere dokundurur, yerden dalları olgun meyvelerle dolu, gümüş yapraklı güzel bir zeytin ağacı biter. Athena’nın zeytin ağacı halkta barış ve refahın sembolü olarak karşılık bulur ve şehir onun adıyla anılmaya başlanır.